CHP Çanakkale Milletvekili İsmet Güneşhan, TBMM Genel Kurulu’nda Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu Teklifi’nin 9’uncu maddesi üzerine CHP Grubu adına söz aldı. Güneşhan, konuşmasına Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’i anarak başladı.
Güneşhan, ardından Çanakkale’de su yönetimi ve Devlet Su İşleri’nin uygulamalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında özellikle Atikhisar Barajı üzerinden yaşanan süreçleri örnek gösteren Güneşhan, barajın tarihsel gelişimi ve günümüzde ortaya çıkan mali tartışmalara dikkat çekti.
1975 yılında hizmete giren Atikhisar Barajı’nın taşkınları önlemek ve tarımsal sulamayı geliştirmek amacıyla inşa edildiğini hatırlatan Güneşhan, 1992 yılından itibaren Çanakkale Belediyesi’nin barajdan içme suyu temin ettiğini ve bu süreçte tüm yükümlülüklerin yerine getirildiğini ifade etti. Ancak aradan geçen yaklaşık yarım asrın ardından belediyeye barajın yapım maliyetine ilişkin yüksek bir borç çıkarıldığını belirten Güneşhan, bu durumun kamuoyunda ciddi tartışmalara neden olduğunu söyledi. Milletvekili İsmet Güneşhan konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
Değerli arkadaşlar, şimdi size Aziz Nesin hikâyelerini aratmayan, trajikomik bir olayı anlatacağım: Konu Çanakkale'de geçiyor. Çanakkale'de 1918 yılında taşkınları önlemek, daha sonra tarımsal sulamayı geliştirmek amacıyla bir baraj yapılmaya başlanıyor; barajın adı Atikhisar Barajı. Baraj 1975 yılında hizmete giriyor; daha sonra,1975 yılında hizmete giriyor, daha sonra 1992 yılında Çanakkale Belediyesi Çanakkale halkının su ihtiyacını karşılamak için bu barajdan su almaya başlıyor ve o günden bugüne kadar da Çanakkale Belediyesi üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getiriyor fakat gelin görün ki barajın yapımından yaklaşık elli yıl sonra belediyenin karşısına çıkıp diyorlar ki: "Bu barajın yapım maliyetini ödeyeceksiniz." Tam yarım asır sonra. "Ne kadar?" diyorsunuz. 325 milyon lira. Peki, nasıl ödenecek? Otuz yılda. Çanakkale Belediyesi gerekli hukuki ve yargısal yollara başvuruyor ancak bu süreçlerin sonucu beklenmeden İller Bankasındaki payından kesilmeye başlanıyor ve hesaplamalara göre 325 milyon lira olan borç yükü, faiziyle birlikte otuz yılın sonunda tam 3,5 milyar lira olarak Çanakkale Belediyesinden, Çanakkale halkından kesilmiş olacak. Üstelik bunun bedeli de yıllarca Çanakkaleli hemşehrilerimize, Çanakkale halkına ödetilecek. Sayın Cumhurbaşkanının "Belediyeleri silkeleyin." sözlerinin ardından bazı kurum ve kuruluşlar kraldan çok kralcı davranmaya başladılar. Bunların başında da DSİ geliyor. Burada da bunun bir örneğini görüyoruz. Siyasi hesaplarla yürütülen bu anlayışın yükünün doğrudan vatandaşlarımızın omuzlarına bindirildiğini hepimiz çok iyi biliyoruz. Bakın, barajın yapımından bugüne kadar Çanakkale'de 9 tane belediye başkanı görev yaptı ama hiçbir dönemde bu para bunlardan istenmedi.
Bakın, değerli arkadaşlar, aslında ağlanacak hâlimize yine gülüyoruz. Bakın, Atikhisar Barajında gene ne oldu? Biliyorsunuz, bu yıl ülkemizin birçok bölgesinde yoğun yağışlar, güzel yağmurlar yağdı, hepimiz çok mutlu olduk, sevindik, herkesin yüzü güldü bir anlamda; barajlarımız doldu, taştı. Şimdi, hepimizin bildiği gibi, bu barajlarda yani yoğun dolu olan barajlarda alt ve üst savaklar vardır. Bir baraj dolduğunda öncelikle alt savaklardan kontrollü bir şekilde su tahliye edilir ancak Atikhisar Barajı'nda alt savakların işlevsiz hâle getirilmiş ve köreltilmiş durumda olduğunu gördük. Su mecburen üst savaklardan boşaltılmaya başlandı, daha doğrusu baraj suları kontrolsüz bir şekilde taşmaya başladı hatta tarım sulama kanallarına suyu verelim dedik, barajın yükünü biraz hafifletelim dedik, maalesef o da arızalı çıktı, verilemedi. Bunun sonucunda su kontrollü bir şekilde tahliye edilemedi, şehrin bazı bölgeleri su altında kaldı, tekneler battı, birçok alan çamur ve balçık deryasına döndü. Bunun gibi bir benzer tabloyu da Tokat'ta Almus Barajı'nda gördük. Maalesef devletin yapmış olduğu köprüleri yine devlet eliyle yıkmak zorunda kaldık. Bakın, değerli arkadaşlar, Devlet Su İşleri sıradan bir kurum değildir. Devlet Su İşleri, cumhuriyetimizin kalkınma hamlesinin en önemli kurumlarından biridir. Devlet Su İşleri Keban'da vardır, Karakaya'da vardır, Atatürk Barajı'nda vardır, GAP'ta vardır. Ne yazık ki böylesine köklü ve güçlü bir kurum yirmi üç yıllık AKP iktidarında eski ağırlığını ve gücünü kaybetmiştir. Kebanları yapan, Karakayaları yapan, Atatürk Barajını yapan, GAP'ı hayata geçiren Devlet Su İşleri bugün kendi çitini bile başka kurumlara yaptıran bir Devlet Su İşleri hâline maalesef geldi. Su meselesi siyasetüstüdür, su üretimdir, tarımdır, gıda güvenliğidir, enerjidir, gelecektir.
Yorumlar
Kalan Karakter: