Bizim için Çanakkale, sadece bir şehir değil; tarihin, mavinin ve yeşilin birbirine mühürlendiği bir "emanet".
Ancak son yıllarda, özellikle 2025 yazında yaşadığımız o kabus dolu günler hafızalarımızda hala taze. Çanakkale Merkez tepeleri, Güzelyalı, Şarköy-Gelibolu hattında 100 kilometrekarelik bir alanın küle dönmesi, merkeze kadar dayanan alevler ve tahliye edilen köyler... Doğanın sessiz çığlığı, artık hepimizin ortak meselesi haline gelmiş durumda.
Bugün, 2026 perspektifiyle Çanakkale’nin hem turizmde şahlanması hem de bu kadim toprakların bir daha "doğa katliamları" ile anılmaması için bir Çanakkaleli Turizmci olarak bu köşe yazımda ele almak istedim.
Çanakkale’nin turizm geleceği dev beton kütlelerde değil, doğayla barışık projelerde yatıyor. 2026 turizm bütçesi planlanırken odağımızı bir taraftan yurt dışına, diğer taraftan "kırsal kalkınma" odaklı bir modele çevirmeliyiz.
Ekolojik Köy Projeleri: Salihler ve Yenice gibi bölgelerde başlatılan ekolojik köy projeleri tüm Antik Troas bölgesine yayılmalı. Ancak burada kritik bir nokta var: "Ekoturizm" adı altında tarım arazilerinin villalarla dolmasına, yani "rant turizmine" asla izin verilmemeli.
Permakültür ve Gastronomi: Ezine, Lapseki, Gelibolu, Gökçeada, Bozcaada ve Ayvacık gibi ilçelerimiz, sadece deniziyle değil; permakültür çiftlikleri, özellikle Bayramiç ve Yenice tıbbi aromatik bitki hasatları ve yerel gastronomisiyle markalanmalı. Turist Çanakkale'ye sadece güneşlenmeye değil, toprağa dokunmaya gelmeli.
2025 yazında binlerce hektar nitelikli orman alanın zarar görmesi, bize mevcut önlemlerin iklim krizi karşısında yetersiz kaldığını gösterdi. 2026 ve sonrası için şu somut adımlar hayati önem taşıyor:
Teknolojik Takip ve Erken Müdahale
İHA ve Yapay Zeka Destekli Gözetleme: Dakikada milyonlarca hektarı tarayabilen İHA’lar ve orman kulelerine yerleştirilen akıllı termal kameralar, dumanı değil, "ısı artışını" tespit edip anında müdahale timlerini harekete geçirmeli.
Yangın Havuzları ve İlk Müdahale Timleri: Orman içi köylerde, özellikle yangın riski yüksek olan hassas bölgelerde (Güzelyalı, Erenköy, Gelibolu hattı) yerleşik "Gönüllü İtfaiye Timleri" oluşturulmalı ve bu bölgelere su havuzları inşa edilmeli.
Enerji Nakil Hatlarının İzolasyonu: 2025 yangınlarının bir kısmının elektrik hatlarından çıktığı tescillendi. Bu hatların yalıtılması ve düzenli bakımı bir tercih değil, yasal bir zorunluluk olmalı.
Tampon Bölgeler: Orman sınırları ile tarım arazileri arasında yangını yavaşlatacak "yangın emniyet yolları" ve yanmaya dayanıklı ağaç türlerinden oluşan (zeytin, incir gibi) tampon şeritler oluşturulmalı.
Doğa Katliamına Karşı Toplumsal Bilinç
Doğa katliamı sadece yangınla olmaz; kuraklık ve çevre kirliliği de sessiz birer katildir.
Çanakkale Turizm Tanıtma Derneği ve Çanakkale Kamp ve Karavan Derneği Başkanlığım dönemimde de sık sık dile getirdiğim gibi, Çanakkale'yi korumak, sadece konuşmak değildir. Ağacı yakacak ihmali ortadan kaldırmak, suyu yönetmek ve turisti doğaya zarar vermeden ağırlamaktır.
Atikhisar Barajı ve diğer kaynaklarımız için acil bir "Su Yönetim Master Planı" uygulanmalı. Vahşi sulamadan damlama sulamaya geçiş teşvik edilmeli.
2025-2029 Temiz Hava Eylem Planı kağıt üzerinde kalmamalı; özellikle sanayi ve gemi trafiği kaynaklı kirlilik sıkı denetlenmeli.
2026 yılı, bu kadim şehri "yangınların şehri" olmaktan çıkarıp "sürdürülebilirliğin başkenti" yapacağımız milat olmalıdır.
Sizce de Troya’nın rüzgarı küle değil, yeşile dönen pervanelere değmemeli mi?
Son olarak;
Dardanos Orman Kampı için gösterilen direnç harika. Ancak unutmayalım: Rantçıların en büyük stratejisi 'soğutma ve unutturma' politikasıdır. Tepkiler dindiğinde kapalı kapılar ardında imzaların atılmaması için süreci sonuna kadar, kararlılıkla takip etmeliyiz.
#DardanosuBırakma
Saygı ve Sevgilerimle
Yorumlar
Kalan Karakter: