15-22 Nisan tarihleri arasında yine o bildik "Turizm Haftası" kutlamalarının içerisindeyiz. Protokol konuşmaları, klişe sloganlar ve kağıt üzerinde kalan başarı hikayeleri... Oysa turizm, sadece broşürlerdeki parlak fotoğraflardan ibaret değildir; turizm bir vizyon, bir koruma bilinci ve en önemlisi bir "ruh" meselesidir.
Allah Vergisi Bir Zenginlik, Kul Yapısı Bir Tahribat
Ülkemiz, Tanrı’nın bu topraklara cömertçe sunduğu müthiş bir doğa ve binlerce yıllık tarih mirası üzerinde yükseliyor.
Bugün turizmden milyarlarca dolar gelir elde ediliyorsa, bu ne yazık ki modern yönetim stratejilerimizden ziyade, Troya’dan Efes’e, Kazdağları’ndan kıyılarımıza kadar uzanan o eşsiz mirasın hala ayakta kalabilme direncindendir.
Ancak bu noktada durup sormak gerekir:
Biz bu mirasa ne katıyoruz?
Dünyadaki turizm trendleri "sürdürülebilirlik", "ekolojik denge" ve "deneyim odaklı butik turizm" eksenine kayarken; biz hala her boşluğa beton dökerek turizmi geliştirebileceğimizi sanıyoruz. Doğayı katleden, kıyıları beton yığınına çeviren ve misafiri "yolunacak kaz" olarak gören o sığ zihniyet, aslında bindiği dalı kestiğinin farkında değil. Modern turist, lüks beton saraylar değil; bozulmamış bir doğa, yaşatılan bir tarih ve samimi bir kültürel bağ arıyor.
Çanakkale: Turizmin Kalbi ve Kaderi
Özellikle Çanakkale ölçeğinde baktığımızda, turizm bu şehrin en hayati damarıdır. Tarihin akışını değiştiren bu coğrafya, sadece bir "ziyaret noktası" değil, bir dünya mirasıdır. Çanakkale’nin kalkınması, sanayi bacalarından ziyade, turizmin nitelikli bir şekilde çeşitlendirilmesine bağlıdır.
Dünya turizmindeki gelişmeleri takip etmeyen, vizyonunu sadece günübirlik doluluk oranlarına hapseden yöneticilere seslenmek gerekiyor: Turizm Haftası, sadece pasta kesme veya sergi açma haftası olmamalıdır.
Bu hafta;
Sektörün gerçek sorunlarının masaya yatırıldığı,
Betonlaşma yerine doğayı merkeze alan projelerin konuşulduğu,
Turisti birer sayısal veriden ibaret görmeyen, bilinçli bir toplum yapısının temellerinin atıldığı bir "ivme kazanma" haftası olmalıdır.
Biz Buradayız ve Çalışmaya Devam Edeceğiz
Tüm bu olumsuzluklara, sektörü sadece rant kapısı görenlere rağmen; biz turizmciler, rehberler ve sektör emekçileri buradayız. Ülkemizin değerini dünyaya anlatmak, tarihimizi doğru temsil etmek ve bu müthiş potansiyeli korumak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.
Turizm, bir ülkenin dünyaya açılan en temiz ve en saygın penceresidir. Bu pencerenin önünü betonla kapatmak yerine, manzaranın güzelliğini koruyacak bir bilince erişmemiz dileğiyle...
15-22 Nisan Turizm Haftamız kutlu (ve bu yıl nihayet bilinçli) olsun.
Saygı ve Sevgilerimle,
Turizmci & Arkeolog
İsmet BALKAN
Yorumlar 1
Kalan Karakter: