Değerli Kalem Gazetesi okurları, sizlere 14-28 Ocak 2026 tarihleri arasında gerçekleştirmekte olduğum, zihnimde çokça soru işareti bırakan iki haftalık Mısır yolculuğumdan sesleniyorum.
Bir haftası Nil Nehri üzerinde devasa bir tarih yolculuğu, diğer haftası ise Hurgada / Kızıldenizin ılık ve pırıl pırıl masmavi sularında dinlenme ile geçen bu gezi; bana sadece antik dünyayı değil, bir toplumun nasıl savrulabileceğini de gösterdi.

Binlerce Yıllık Bir Mirasın Gölgesinde
Nil üzerinde süzülen gemimizle Luxor’dan Aswan’a doğru ilerlerken, insanlık tarihinin en görkemli yapıtlarına şahitlik ettim. Karnak Tapınağı’nın devasa sütunları, Krallar Vadisi’nin gizemi ve hiyerogliflerin anlattığı o muazzam disiplin... İnsan "Bu eserleri inşa eden ellerle, bugün bu topraklarda yaşayan eller aynı soydan mı?" diye sormadan edemiyor.
Çünkü bu müthiş tarihin hemen yanı başında, maalesef o ihtişama taban tabana zıt bir yaşam hüküm sürüyor.

Sefalet, Hile ve "Sırnaşık" Bir Yaşam
Gezim boyunca her köşe başında karşılaştığım manzara; derin bir sefalet, eğitimden uzak bir cahillik ve ne yazık ki her yere sinmiş bir kirlilikti.
Mısır’da din, hayatın her anında dışsal bir şekil olarak var. Ancak bu yoğun dindarlık görüntüsünün altında; hiçbir inanç sistemiyle bağdaşmayacak bir yalan, bitmek bilmeyen bir hile ve turisti bezdiren bir "sırnaşıklık" yatıyor.
Tapınakların girişinden pazar yerlerine kadar, adım attığınız her yerde dürüstlükten uzak bir pazarlık ve kandırma çabasıyla karşılaşıyorsunuz.
Tarihin en büyük medeniyetlerinden birinin mirasçıları, bugün maalesef bu çürümüşlüğün içinde nefes almaya çalışıyor.

Eksik Olan Tek Şey: Bir "Atatürk" Vizyonu
Mısır ile Türkiye’yi kıyasladığımda zihnime tokat gibi çarpan gerçek şu oldu:
Atatürk ve O’nun devrimleri. Mısır’ın makus talihini yenememesinin, o büyük medeniyeti bugün pislik ve yalanın içinden çekip çıkaramamasının en büyük sebebi, toplumsal bir aydınlanma yaşamamış olmalarıdır. Bizim topraklarımıza bir güneş gibi doğan Atatürk ilke ve inkılaplarının, bir toplumu kul olmaktan çıkarıp birey yapma gücünün ne kadar hayati olduğunu Nil kıyılarında bir kez daha anladım.
Mısır, muazzam bir tarihe sahip ama o tarihi bugüne taşıyacak, çağdaşlaştıracak ve halkını onuruyla yaşatacak bir "Cumhuriyet ruhundan" mahrum.
Sonuç Olarak...
Hurgada’nın kış olmasına rağmen sıçak ve turistik konforu bile sokaklardaki o hüzünlü gerçeği örtmeye yetmiyor.
Mısır gezisi benim için sadece Kom Ombo ve Karnak gibi harkulade Kültür eserlerini görmek değil, sahip olduğumuz Cumhuriyet kazanımlarının değerini bir kez daha iliklerime kadar hissetmek oldu.
Bizlere çağdaş bir ülke bırakanlara ne kadar minnet duysak azdır.
Nil’in suları akıp giderken, aklımda kalan tek cümle şu: "İyi ki, Atatürk Yüce Türk Milletinin Atası ve sevdalısı olduğum Türkiye Cumhuriyeti Atatürk ve Arkadaşlarının devrimleri ile şekillenmiş" özellikle Laiklik Devrimi.
Saygı ve sevgilerimle
Yorumlar
Kalan Karakter: