“Çocukken ne yersek büyüyünce de onu arıyoruz.”
Aslında bu cümle, beslenme biliminin yıllardır anlattığı çok önemli bir gerçeği özetliyor. Çünkü çocukluk döneminde kazanılan beslenme alışkanlıkları yalnızca o dönemin büyüme ve gelişmesini değil, yetişkinlikteki sağlık durumunu, kilo kontrolünü hatta psikolojik yeme davranışlarını bile etkiliyor.
Yapılan bilimsel çalışmalar, yaşamın ilk yıllarında oluşan beslenme alışkanlıklarının beynin ödül mekanizmasını şekillendirdiğini gösteriyor. Özellikle sürekli şekerli, paketli ve yüksek yağlı besinlerle büyüyen çocukların ilerleyen yaşlarda bu besinlere karşı daha fazla istek duyduğu biliniyor. Çünkü çocukluk dönemi, damak tadının geliştiği en kritik süreçlerden biri. Yani çocuklara sadece “karın doyurmak” için değil, doğru alışkanlık kazandırmak için de besin sunmak gerekiyor.
Bugün birçok yetişkinin sebze tüketmekte zorlanmasının temelinde de aslında çocukluk dönemi yatıyor. Sebze ile geç tanışan, sofrada baskıyla yemek yemeye zorlanan veya ödül-ceza sistemiyle beslenen çocuklarda ilerleyen yaşlarda sağlıksız yeme davranışları daha sık görülebiliyor. Örneğin “Yemeğini bitirirsen tatlı var” cümlesi farkında olmadan çocuğun zihninde tatlıyı ödül, ana yemeği ise zorunluluk haline getiriyor.
Çocukluk çağındaki beslenme alışkanlıkları yalnızca yeme tercihlerini değil, obezite riskini de etkiliyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre çocukluk çağı obezitesi her geçen yıl artış gösteriyor ve çocuklukta fazla kilolu olan bireylerin önemli bir kısmı yetişkinlikte de kilo problemi yaşamaya devam ediyor. Bunun en büyük nedenlerinden biri erken yaşta öğrenilen yaşam tarzının kalıcı hale gelmesi.
Bir diğer önemli konu ise aile modellemesi. Çocuklar söylenenden çok gördüğünü uygular. Evde sürekli abur cubur tüketiliyorsa, sebze sofrada yer almıyorsa veya öğün düzeni yoksa çocuğun sağlıklı beslenme alışkanlığı geliştirmesi oldukça zorlaşıyor. Bu nedenle çocuk beslenmesinde yalnızca çocuğu değil, tüm aileyi değerlendirmek gerekiyor.
Ayrıca araştırmalar düzenli aile sofralarının çocukların hem fiziksel hem psikolojik sağlığı üzerinde olumlu etkileri olduğunu gösteriyor. Birlikte yemek yiyen çocuklarda daha düzenli beslenme davranışı, daha yüksek sebze-meyve tüketimi ve daha düşük fast food tüketimi gözlemleniyor.
Burada önemli olan kusursuz beslenme değil, sürdürülebilir alışkanlıklar oluşturabilmek. Çünkü çocuklar bir gün salata yiyerek değil, yıllar içinde doğru örnekleri görerek sağlıklı bireylere dönüşüyor.
Unutmamalıyız ki çocuklara bırakacağımız en değerli miraslardan biri sağlıklı beslenme alışkanlığıdır. Çünkü bugün kurulan sofralar, aslında geleceğin sağlık tablosunu belirliyor.
Yorumlar 1
Kalan Karakter: