İster Turizm sektörü olsun, ister ülke yönetimi olsun.
Bir toplumun topyekûn ayağa kalkması, ilerlemesi ve muasır medeniyetler seviyesine ulaşması tesadüflere bağlanamaz.
Toplumsal ilerlemenin yegâne itici gücü; iyilerin, dürüstlerin ve gece gündüz demeden çalışanların kıymetini bilmekten geçer.
Emeğin, doğrunun ve erdemin hak ettiği değeri görmediği hiçbir düzende kalıcı bir başarıdan söz edilemez.
Bir toplumu gerçekten ileriye taşıyacak olanlar; koltuğundan güç alanlar değil, adaletli, çalışkan ve erdemli duruşuyla o koltuğa değer katan yöneticilerdir.
Bu durum, hayatın her alanında böyle olduğu gibi, özellikle küresel rekabetin en çetin yaşandığı turizm sektöründe çok daha hayati bir kural olarak karşımıza çıkar.
Turizm, Ezbere Yönetilemeyecek Kadar Dinamik Bir Sektördür
Türkiye gibi tarihiyle, doğasıyla, her bir karış toprağından fışkıran kültürel mirasıyla bir dünya markası olmaya aday bir ülkede, turizm sadece "gelen turisti ağırlamak" demek değildir. Turizm; katma değer üretmektir, ülkenin refahını artırmaktır, dünya vitrinine çıkmaktır.
Ancak bu büyük potansiyelin bir ülkeye ya da şehre gerçek anlamda katkı sağlayabilmesi için tek bir şart vardır:
Bilgi, vizyon ve tecrübe ile yönetilmek.
İster bir sivil toplum kuruluşu (STK) yöneticisi olun, ister şehrinizi ve ülkenizi dünyada temsil eden bir yurt dışı temsilcisi... Eğer oturduğunuz makamın gerektirdiği sektörel bilgiye, pazarın dinamiklerine ve küresel vizyona sahip değilsiniz, o sektöre fayda sağlamanız, yeni yollar açmanız pek mümkün değildir.
Bilmemek Ayıp Değil, Ortak Akıldan Kaçmak Kaybettirir
Elbette hiç kimse her şeyi mükemmel bilmek zorunda değildir.
Yönetici olmanın sırrı, her şeyi bilmekte değil; kendi eksikliğini görebilme olgunluğuna sahip olmaktadır. Gerçek bir lider, alanında yetersiz kaldığı noktada egolarını bir kenara bırakır; bilgili, tecrübeli ve liyakatli insanlarla yan yana yürümeyi bilir. "Ben bilirim" anlayışı yerine ortak aklı, danışmayı ve kolektif çalışmayı koyar.
Aksi takdirde ne mi olur?
Zaman akıp gider: Fırsatlar kaçar, projeler kağıt üstünde kalır.
Kısır döngü başlar: Kimseye fayda sağlamayan, sadece günü kurtaran bir yönetim anlayışı ortaya çıkar.
Rakipler kazanır: Siz yerinizde sayarken, elinizdeki hazinenin farkında olmayan hantal yapı yüzünden, vizyoner adımlar atan rakipleriniz sizi fersah fersah geçer.
Turizm gibi günlerin bile önemli olduğu bir sektörde, sizin kaybettiğiniz zaman, doğrudan rakiplerinizin hanesine yazılan bir avantaja dönüşür.
Ülkemiz için, Turizm pastasından pay almak isteyen şehirler için şimdi Vizyon Zamanı
Ne ülkemiz, nede Çanakkale gibi şehirlerimiz sıradan bir şehir değil. Truva’dan Assos’a, Gelibolu Tarihi Alanı’ndan adalarımıza kadar her köşesi ayrı bir cevher. Bu cevheri işleyecek olan ise yönetim makamlarında oturanların vizyonudur.
Ülkemizin ve Şehirlerimizin sivil toplum kuruluşlarında, turizm platformlarında ve dış temsilciliklerinde "tanıdık" olanların değil, "bilgi ile üreten" olanların rüzgarı esmelidir.
Zaman en kıymetli hazinemizdir ve ülkemizin kaybedecek tek bir günü bile yoktur.
Gelin, iyilerin ve çalışkanların kıymetini bilelim; liyakati baş tacı yapalım ki, geleceği hep birlikte inşa edebilelim.
Unutmayalım; doğru insanlar, doğru yerde olduğu zaman bir şehir değişir, bir ülke kalkınır.
Saygı ve sevgilerimle
İsmet BALKAN
Arkeolog & Profesyonel Rehber
Yorumlar
Kalan Karakter: