Ankara’nın ayazı meşhurdur ama şu sıralar Kızılay-Çankaya hattında esen rüzgar üşütmekten ziyade çarpmaya meyilli. Siyasi kulislerde "kim geliyor, kim gidiyor?" bilmecesi, sabah namazıyla başlayıp Çukurambar’ın dumanlı kafelerinde gece yarısına kadar devam ediyor. Burnumuza gelen kokuları, "kaynağı bende kalsın" tadındaki fısıltıları şöyle bir harmanlayalım.
Kabine Potası: Kimlerin Suyu Isındı?
Beştepe mahreçli haberlere göre, "performans karneleri" masada. Ankara’da konuşulanlara bakılırsa, bazı koltuklar bazı isimlerin altından çekilecek. Koltuklar fena sallanıyor anlayacağınız.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik "Gidici": Kulislerin en sıcak başlığı Vedat Işıkhan. Emekli maaşları, asgari ücret tartışmaları, bayram ikramiyeleri ve EYT sonrası bitmek bilmeyen teknik aksaklıklar derken, Işıkhan için "valizini topluyor" sesleri Başkent’te iyice yükseldi. Sosyal güvenlik cephesinde fatura ağır kesilecek gibi duruyor.
Milli Eğitim ve Aile "Beklemede": Yusuf Tekin ismi kulislerin en çok "çekiştirdiği" isimlerden olmaya devam ederken, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş için de "sahadan kopukluk" eleştirileri kulislerde fısıldanıyor. Sosyal politikalarda yeni bir yüz arayışı şaşırtıcı olmaz; hatta bu konuda yüzü yumuşak, umut veren bir ismin bulunduğu söyleniyor. Yusuf Tekin'e artık partinin içinden de tahammül kalmadığı köşe bucak konuşuluyor.
Enerji ve Spor'da Değişim Sinyali: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak da suyunun ısındığı iddia edilenler listesine dahil oldu. Özellikle enerji maliyetleri ve spor teşkilatlarındaki hantallık, bu iki koltuk için de "siyasi figür" takviyesi yapılacağı söylentilerini güçlendiriyor.
Turizmde Yangın Var: Bakan Mehmet Nuri Ersoy için "sektörün içinden geldi ama sahadan koptu mu?" soruları soruluyor. Yerine Bülent Turan gibi isimlerin geçebileceği iddiaları hala taze ama kendisi bir açıklama yaparak konuya açıklık getirdi. Ancak herkes biliyor ki; son noktayı Cumhurbaşkanı Erdoğan koyar.
Ekonomi ve Dış Politika "Kale": Mehmet Şimşek, Hakan Fidan ve Yaşar Güler için "dokunulmazlar listesi"nin başında diyebiliriz. Bu üçlüde değişim bekleyenler, Ankara simidiyle açlığını bastırmaya devam edebilir; lakin önümüzdeki dönemde bu isimler de listenin başına yazılabilir. Bu iki bakanlıkta değişimin 2027 yılının ilk çeyreğine işaret ediliyor.
Özgür Özel ve "Geçim Yoksa Seçim" Listesi
CHP Lideri Özgür Özel, elindeki vaat listesiyle meydanlara inmiş durumda. Asgari ücretin açlık sınırının altında kalmasını bir "siyasi fırsat" değil, "toplumsal patlama noktası" olarak görüyor.
Ankara sokakları ne diyor? Ulus’ta bir kahveye girseniz, "Özgür Bey güzel konuşuyor da, emekli maaşına ne zaman yansıyacak?" sorusuyla karşılaşırsınız. Özel’in "Mart'ta seçim yapalım" çağrısı, Ankara sokaklarında "Hükümet hayatta vermez ama CHP vites yükseltiyor" şeklinde okunuyor.
CHP'nin vaat listesi kulislerde "popülizm mi, gerçekçilik mi?" tartışması yaratsa da, sokağın nabzı "boş tencere" üzerinden Özel’e kredi açmış görünüyor.
Yeni İsimler, Eski Tartışmalar
Kulislerde "bürokrat bakan" devrinin yavaş yavaş kapanacağı, yerine "seçim kabinesi" mantığıyla eski milletvekillerinden oluşan, halkla teması kuvvetli isimlerin geleceği konuşuluyor.
"Ankara’da bir isim parlatılıyorsa bilin ki ya adaydır ya da ayağı kaydırılıyordur."
Şu sıralar Bülent Turan, Mahir Ünal gibi "teşkilatın dilinden anlayan" isimlerin geri dönüş hazırlığında olduğu fısıltısı, genel merkez koridorlarını ısıtıyor.
Ak Parti seçmenin nabzını tutabilen, onların dilinden konuşabilen siyasi deneyime sahip isimleri sahaya sürmeyi planlıyor olabilir. Bunun için de yüzü yumuşak, seçmenin kalbine dokunabilecek, Erdoğan felsefesini kavramış bir liste hazırlandığı iddiaları dolanıyor. Ama bu liste hayali mi gerçek mi teyide muhtaç.
Kısacası...
Ankara’da herkes bir günlüğüne de olsa "her şeyi bilen adam" modunda. İktidar kanadı "reform yılı" diyor, muhalefet "erken seçim kapıda" diye bağırıyor. Ama gerçek şu ki; Ankara kulislerinde asıl kararı, o meşhur "üst akıl" değil, ay sonunu getiremeyen vatandaşın sandıkla yapacağı vals belirleyecek.
Bakalım bu ısınan sular kimleri haşlayacak, kimleri temizleyecek? Burnumuz koku almaya devam ediyor.
Bir başka yazının konusu yapacaktım ama yeri gelmişken bir kaç cümle ile özetleyeyim. Herkes sanıyor ki; seçimler 2027 yılının sonunda yapılabilir. Belki de 2028'in ilk çeyreğinde. Ankara kulisleri böyle demiyor. Erdoğan sürekli ölçüm yaptırıyor; CHP'nin durumuna göre bir yol haritası planlanıyor. Yani erken seçimi 2027 son baharında beklerken bir de bakmışsınız 2026 yılının son baharına çekilivermiş.
Bu dediğimi gözardı etmeyin, bir yere not edin. Alev bunu yazmıştı dersiniz.
Yorumlar
Kalan Karakter: