Çanakkale merkez, uzun yıllardır Türkiye siyasetinde “istikrarlı sosyal demokrat şehir” olarak anıldı. Akademik çevreleri, kültürel yapısı, üniversite etkisi ve şehirli seçmen profiliyle Cumhuriyet Halk Partisi için adeta güvenli liman olarak görüldü.
Ancak son yıllarda bu ezber ciddi biçimde sorgulanıyor. Özellikle CHP’nin önceki seçimlere kıyasla oy kaybetmesi, şehir merkezinde “sol görüş zayıflıyor mu?” sorusunu seslendiriliyor.
Son yerel seçim verileri bu tartışmayı besleyen önemli ipuçları sunuyor. Sağ blokta AK Parti Çanakkale merkezde yaklaşık yüzde 18.27 bandında kalırken, İYİ Parti’nin adayı Burak Kunt yüzde 37 oy aldı.
Kunt'un; CHP adayı Muharrem Erkek -yüzde 39- ile neredeyse başa baş bir yarış yürütmesi dikkat çekti. Bu tablo, klasik “sağ–sol” ayrımının ötesinde bir seçmen davranışına işaret ediyor.
Seçmen artık ideolojik etiketlerden çok, aday profiline ve temsil duygusuna bakıyor olabilir. Siyasetçilere tavsiyem; bunu not edin; sokağın fikrini alın ve yorumlayın.
"Neden" sorusunun yanıtını bulmuş olsanız bile mutlaka "nasıl" sorusunun da cevabını bilmek gerekir. Bilmiyorsanız mesele eksik kalır.
Peki bu tablo CHP açısından ne anlama geliyor?
CHP’nin oy kaybı, sosyal demokrat düşüncenin Çanakkale merkezde eridiği anlamına mı geliyor, yoksa parti ile seçmen arasındaki bağ zayıflıyor mu?
Buradaki kritik ayrım önemli..
Zira sahadaki gözlemler, seçmenin sosyal devlet, laiklik, özgürlükler ve şehir hakkı gibi temel sosyal demokrat taleplerden vazgeçmediğini; ancak bu talepleri kimin, nasıl temsil ettiğini daha fazla sorguladığını gösteriyor.
Bu noktada üç temel faktör öne çıkıyor..
Güven..
Adayın kimliği..
Genel siyasal iklim..
İlk olarak güven meselesi. Seçmen, yerel yönetimde şeffaflık, liyakat ve hesap verebilirlik beklentisinin karşılanmayacağı kaygısını taşıyorsa, ideolojik yakınlık ikinci plana düşebiliyor.
İkinci olarak aday kimliği belirleyici hale geliyor. Çanakkale merkez seçmeni, “partinin adayından çok şehrin adayı”na oy verme eğilimi gösterebiliyor..
Meraklısına:
Bu detay önümüzdeki olası yerel seçimde çok daha net görülebilir. O nedenle "partinin adayı mı şehrin adayı mı" detayı analiz edilmeye değer bir yaklaşımdır. Burak Kunt örneğinde olduğu gibi, parti sınırlarını aşabilen profiller bu nedenle karşılık bulabiliyor.
Üçüncü faktör ise genel politik atmosfer. Ekonomi, kutuplaşma, merkezi siyaset dili ve ülke genelindeki yorgunluk, yerel tercihlere doğrudan etki ediyor.
Buradan bakıldığında asıl soru şuna dönüşüyor: Şehirde sosyal demokrat seçmen mi azalıyor, yoksa muhafazakar seçmen mi şehirli bir modernleşme sürecinden geçiyor?
AK Parti oylarının merkezde belirli bir tavanı aşamaması, buna karşın sağ kökenli ama merkez siyasete daha yakın aktörlerin alan kazanması, ikinci ihtimali güçlendiriyor.
Yani Çanakkale’de bir ideolojik savrulmadan çok, temsil krizine dayalı bir yeniden dizilim yaşanıyor olabilir.
Olası bir erken seçim senaryosunda Çanakkale merkez seçmeninin tavrı bu yüzden kritik olacak. Eğer CHP güven tazeler, güçlü ve kapsayıcı bir program ile aday profili - yukarıda örneğini verdim; partinin adayı mı şehrin adayı mı - ortaya koyarsa oylarını toparlayabilir. Elbette parti içindeki kırışıklarını ütülemeli ve düzeltmeli; en azından adım atmalı ki..
Aksi halde merkez seçmen, ideolojik sadakati bir kenara bırakıp “daha iyi yönetecek” alternatife yönelebilir. Bu da Çanakkale siyasetinde alışılmış dengelerin kalıcı biçimde değişmesi anlamına gelir.
İlçeler ne söylüyor ?
Çanakkale’de siyasi tablo merkez ve ilçeler arasında belirgin bir ayrışma sergiliyor. Merkezde sosyal demokrat oyların sallanması dikkat çekiyor; CHP’nin önceki yıllara göre oy kaybı, merkez ilçede seçmen davranışının artık ideolojik sadaketten ziyade aday ve temsil algısına dayalı olduğunu gösteriyor.
Bununla birlikte ilçe bazında tablo daha net: Biga, Bayramiç, Ayvacık, Bozcaada, Gökçeada, Çan ve Eceabat gibi siyasi tercihlerin değişken olduğu ilçelerde CHP hala üstünlüğünü koruyor. Bu, sosyal demokrat düşüncenin Çanakkale genelinde yok olmadığını, ancak farklı dinamiklerin devreye girdiğini ortaya koyuyor.
AK Parti açısından tablo daha dengeli. Yenice’de istikrarlı bir biçimde kazanması, partinin kendi tabanında hala güçlü olduğunu gösteriyor. Ancak Gelibolu ve Ezine gibi ilçeleri farklı siyasi partilerden alabilmiş olması, AK Parti’nin stratejik hamlelerle, yerel yönetimde güçlü aday profilleri ve doğru kampanya yönetimiyle başarı sağlayabileceğini gösteriyor..
Bu sonuçlar, partinin merkez dışında hala hareket alanı olduğunu ve yerel dinamikleri iyi okuduğunu ortaya koyuyor.
İYİ Parti cephesinde ise Lapseki zaferi öne çıkıyor. AK Parti’nin elinde olan bir ilçeyi kazanması, partinin merkez sağ seçmen arasında giderek daha fazla kabul gördüğünü ve özellikle güçlü adaylarla yerel düzeyde etkili olabileceğini gösteriyor.
Bu durum, Çanakkale’nin merkez ve ilçelerinde sadece ideolojik çizgilerin değil, aday tercihleri ve yerel yönetim algısının da oy dağılımında belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.
Geriye dönüp bakıldığında, Çanakkale’nin merkezinde sosyal demokrat seçmen davranışının giderek daha temkinli ve seçici hale geldiği gözlemleniyor. İlçelerdeki sosyal demokrat performans, merkezdeki belirsizliğin bir anomali değil, seçim dinamiklerinin doğal bir sonucu olduğunu düşündürüyor.
Son söz..
Olası bir erken seçimde, merkezdeki kararsız seçmen, aday profiline ve yönetim algısına göre yön değiştirebilir; bu da Çanakkale’deki siyasal dengeyi uzun vadede yeniden şekillendirebilir.
Son bir nokta: Bu durumu hangi seçmen yaşı değiştiriyor. Mesele burada düğümleniyor. Her siyasi parti bu sorunun yanıtını aramalı ve mutlaka bulmalı. Gidilecek yol bu.
Yorumlar
Kalan Karakter: