BiR NOT: Eğer GöZüNüZ NEREYE BAKIYORDU başlıklı 23 Ocak 2026 tarihinde yayınladığım yazımı okumadıysan önce onu okumanı öneririm. Çünkü bugünki yazım devam netiliğindedir. Anlamak için başlama noktasını bilmek lazım.
Geçtiğimiz günlerde bu sütunlardan sormuştum: "Gözünüz Nereye Bakıyordu?" diye. Bir binanın önü kapanıyor diye fırtınalar koparan Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, işine gelince aslan kesilirken, işine gelmeyince neden adeta "üç maymunu" oynuyor? Eğer dert gerçekten tarihi dokuyu korumaksa, bu şehirde korunması gereken tek bina irası mıydı?

Siz şimdi bu camekan çadırın (!) tarihi binanın görüntüsünü engellemediğini mi düşünüyorsunuz. Adaletinizi her tarihi miras için aynı kuvvette kullanın; illa şikayet mi olması gerekiyor. Hiç mi buradan geçmediniz, hiç mi gözünüze batmadı bu çadır.
Sizin adalet teraziniz sadece belli işletmeleri mi tartıyor?
Kafanızı bir kaldırıp bakın; Yalı Camii’nin durumu ortada. Ticaret uğruna tentelerle çevrelenmiş, etrafı sarılmış, 10m2' lik işletme tenteler sayesinde 40 m2'ye çıkmış.
O tarihi doku orada "gölgelenmiyor" mu?
Yoksa o tentelerin altındaki ticaret, sizin koruma içgüdünüzden daha mı ağır basıyor? Ya üniversitenin Eski Rektörlük binası? Yıllardır önü kapalı, tarihin izleri birer birer siliniyor ama kimseden ses yok..
Tarihi Yalı Cami'nin etrafı kuşatılmış. Siz şimdi tarihi Yalı Cami'nin siluetinin gölgelenmediğini düşünüyorsunuz. Sefamız olsun, önemli olan tarihi caminin görünürlüğü değil, bizim konforumuz. Gerisi şehirde hikaye olmuş kime ne.
Belediye kanadına gelirsek; "Yaya geçidi kapatılıyor" diyerek işlem yapanlar, Kordon’daki restoranların yayaya bıraktığı o daracık koridorları görmüyor mu..
Cumhuriyet Meydanında 3 m2 dükkana 40 metrekare camekan açanları görmüyor mu..
Bu neyin perhizi, bu neyin lahana turşusu?
Şehirde bir "çifte standart" rüzgarı esiyor demek istemiyorum ama kör gözüme parmak; kafanızı kaldırıp hele bir bakın bre..
Ya kuralları herkese eşit uygulayın ya da "tarihi koruyoruz" gibi kutsal bahanelerin arkasına sığınarak kimseyi kandırmayın!

Bir başka açıdan Yalı Cami'nin kuşatılmış hali. Peki top kimde. Belediye de mi yoksa Kültür varlıkları Kurulunda mı ?
Halkın Malı Neden Halkın Değil?
Şehrin bir diğer yakıcı meselesi ise geçtiğimiz Belediye Meclisi’nde AK Parti Meclis Üyesi Dr. Hakan Çetin tarafından gündeme getirildi. Çetin’in sorduğu sorulardan sonra bugün Çanakkale sokaklarında herkesin birbirine fısıldadığı gerçek var.
Belediyeye ait, denize sıfır, paha biçilemez noktadaki mülkler: Lodos, Şakir’in Yeri, Yalova Restorant ve eski Salhane olarak bilinen Marine Meze..
Bu çok kıymetli yerlerden belediyenin kasasına her ay ne kadar kira giriyor merak etmiyor musunuz ? Eminim pek çok kişi bu mülklerin Belediye'ye ait olduğunu bile bilmiyordur. Meclis üyesi Çetin pandoranın kutusunu açtı ve tartışma başladı.

Kendini ayrıcalıklı sanan Mado'ya da ihtar mektubu gitti ve verilen süre doldu. Şimdi sökme zamanı. Yayaların yolu açılacak. Bakalım ne kadarı sökülecek. Tamamı mı yoksa çadır kalacak mı ? Peki ya diğerleri ne olacak.
Soru şu: Neden bu mülkler, Çanakkale halkının daha ekonomik, daha ulaşılabilir şekilde faydalanabileceği birer "sosyal tesis" haline getirilmiyor?
Bu pekala mümkün olabilir..
Mesela: Afyonkarahisar ve Tekirdağ Belediyelerinin örnekleri gösteriyor ki; "sosyal belediyecilik" kavramı sadece tabelada kalmamış. Bizim durumumuza bakınca Çanakkale halkının önüne koyabileceğimiz çok güçlü kıyaslamalar var.

Denizbank önü; Belediye'nin verdiği ihtar süresi doldu ve bu işletme 5 m2'lik dükkanının önündeki 30 m2'ye yakın camdan çadırını sökmeye başladı. Burada da ne kadarı sökülecek. Camlar sökülecek çadır kalacak mı. Takipçisi olacağız.
Afyonkarahisar’da sosyal tesislerde çay 3 lira. Tekirdağ’da emekliye sahilde 30 adet çay bedava. Bizde ise tablo bambaşka. Yanlış anlaşılmasın; derdimiz sadece bedava çay değil. Asıl dert, bir emeklinin eşini koluna takıp Lodos’ta, Yalova'da, Marine Meze'de, Meclis Lokantası fiyatlarıyla bir akşam yemeği yiyebilme lüksüne sahip olmasıdır..
MERAKLISINA:
Emekli çok daha fazlasını hakediyor. Ülkesine hizmet etmiş emeklilerimiz şımarmayı hakediyor. Onlar için ne kadar kolaylık sağlasak, imkan versek analarının ak sütü gibi helaldir..
Belediye bu mülklerden hatırı sayılır kiralar mı alıyor? Belki de bu yüzden bu "ayrıcalıklı" düzene dokunmuyor.

Geçtiğimiz haftalarda hem tescilli bir tarihi binanın önü kapatıldığı hem de yaya geçidini engellediği gerekçesi gösterilerek bir işletmenin önündeki camekan kaldırılmıştı. Şehirde o kadar çok ki bu tanıma uyan yer. İşte onlardan yalnızca biri; şimdi siz bu işletmenin camekan çardağının yaya geçidini kapatmadığını mı söylüyorsunuz ?
Bilmiyoruz.
Ama artık cin şişeden çıktı; bu konu tartışılacaktır.
Soru net: Şehrin en değerli noktaları neden birilerinin ticari tekeline bırakıldı?
Talep net: Ekonomik kriz halkın belini bükerken, bu denize sıfır mekanlar neden sadece belirli bir kesime hitap ediyor? Cam kenarına kasılıp emekli de karides yesin olmaz mı ?
Zorunluluk net: Belediye yönetimi; bu mülklerin kira bedellerini ve kullanım vizyonunu şeffaf bir şekilde açıklamak zorundadır; hatta açıklamakla kalmamalı. Belediyenin kiralık kaç mülkü varsa her birinden ne kadar kira geliri elde ettiğini, sözleşmeleri neleri kapsıyor, hepsini tek tek resmi internet sitesinde yayınlamalıdır..

Ak Parti Belideyi Meclis Üyesi Dr. Hakan Çetin, Belediye mülklerinin ne şekilde kiraya verildiği konusunda bir konuşma yapmış ve eleştiride bulunmuştu. İşte onlardan biri, şehrin en müthiş manzarasına sahip Lodos Restaurant. Çetin, neden burası da sosyal tesis olmasın diye sormuştu.
Bugün sokaktaki vatandaşın kafasında bir ampul yandı ve "vatandaşın malı, mülkün sahiplerine kapatılamaz, Çanakkale halkı, kendine ait olan kıyılarda müşteri değil, ev sahibi olmak istiyor" diyle kenid arasında konuşuyor..
Velhasıl; mesele budur..
Top bu dakikadan itibaren Kültür Varlıkları Kurulu'nun, Kültür Müdürlüğünün, Belediyenin ve Valiliğin kucağındadır..
Yorumlar
Kalan Karakter: