Takvim yaprakları 2025’in sonunu gösterirken bir yıl daha kapandı kapanacak. Ekonomik krizler konuşuldu, siyaset değişti, çarpık ilişkiler ve uyuşturucu yepyeni gündemler yarattı. Haber bültenleri doldu, boşaldı, tekrar doldu. Ama bazı isimler zamanın içinden çıkıp yakamıza yapışıyor.
Narin gibi.
Bu bir “eski dosya” değil. Bu bir “artık geride kaldı” hikayesi hiç değil. Çünkü Narin’in dosyası kapanmadı. Kapanmadığı gibi, her geçen ay biraz daha ağırlaştı. Adalet ağırlaştı, vicdan ağırlaştı, suskunluk kökleşti.
Hatırlamak zorundayız. Çünkü unutmak, bu suçun ortağı olmaktır.
21 Ağustos 2024 – Gündüz Gözüyle Kaybolan Bir Çocuk
Diyarbakır, Tavşantepe.
Saat 15:15..
Narin Kur’an kursundan çıkıyor. Kameralara yansıyan son görüntüler..
Küçük adımlarla evine doğru yürüyor. Ne korku var yüzünde ne de kaçış. Sıradan bir gün, sıradan bir yürüyüş; her zamanki gibi..
O yürüyüş, Narin'in hayattaki son yürüyüşü oluyor.
Kendi köyünde, güpegündüz, insanların arasında kayboluyor. Bir çocuk yok oluyor ama kimse gerçekten “kayboldu” demiyor. Herkes biraz bekliyor. Herkes biraz susuyor.
22–25 Ağustos 2024 – Aranan Çocuk, Suskun Yetişkinler
Arama çalışmaları başlıyor. Jandarma, AFAD, gönüllüler.. Mısır tarlaları, ahırlar, kuyular. Köyün her yeri didik didik ediliyor.
Cevap yok..
Sadece fısıltılar var.
Kimse bir şey görmemiş. Kimse bir şey duymamış. Bir çocuk kaybolmuş ama koca köyün hafızası aynı anda silinmiş gibi.
O günlerde anlaşılıyor: Bu sadece bir kayıp değil, bilinçli bir suskunluk..
2 Eylül 2024 – Muhtarın Kelepçesi
Narin’in amcası ve köyün muhtarı Salim Güran tutuklanıyor. Araçta Narin’e ait DNA bulguları tespit ediliyor. Türkiye sarsılıyor. Çünkü bu artık “uzak bir kötülük” değil. Bu, evin içinden gelen bir karanlık.
8 Eylül 2024 – Eğertutmaz Deresi, Saat 08:45
Bir çuval bulunuyor. Üzeri taşlarla ve dallarla örtülmüş. Narin’in bedeni orada. Narin'in zavallı narin bedeni, bir çuvala sığdırılmış.
Türkiye sadece ağlamıyor..
Türkiye utanıyor; dünya utanıyor..
9 Eylül 2024 – İtiraf
“Amcası getirdi, ‘bunu yok et’ dedi.”
Bir çocuk için “bunu” diyebilen bir kafa..
Ve bunu yapan bir başka yetişkin.
Para var, korku var ama en çok vicdan yok.
Sonbahar 2024 – Ailenin Dağılan Maskesi
Anne ve ağabey tutuklanıyor. Silinen mesajlar, yakılan kıyafetler, çelişkili ifadeler..
Aynı evin içinde büyüyen insanlar, aynı evin içinde susuyor.
Narin yalnız öldürülmedi. Narin, yalnız bırakılarak öldürüldü.
2025 – Adaletin Ağır Yürüyüşü
Ve takvimler 2025’e döndüğünde, kamuoyunun beklediği “hızlı adalet” gelmiyor.
Dava sürüyor.
Duruşmalar yapılıyor ama her duruşma yeni bir belirsizlik bırakıyor geride.
Ek bilirkişi raporları isteniyor.
Adli Tıp’tan yeni değerlendirmeler talep ediliyor.
HTS kayıtları, kamera görüntüleri, çelişkili beyanlar dosyaya giriyor.
Sanıklar tutuklu, evet. Ama “neden” hala net değil.
O gün, o evde, o dakikalarda ne yaşandığı hala parçalı..
2025 boyunca mahkeme salonlarında aynı cümleler yankılanıyor:
“Hatırlamıyorum..”
“Bilmiyorum..”
“Ben yapmadım..”
Dosya büyüyor ama gerçek hala küçültülüyor.
Bu süreçte Meclis’te çocuklara yönelik suçlar yeniden konuşuluyor. “Çocukları koruyacak yeni düzenlemeler”, “ağırlaştırılmış cezalar”, “erken müdahale mekanizmaları” gündeme geliyor. Komisyonlar kuruluyor, taslaklar hazırlanıyor..
Ama Narin için çok geç..
Çünkü yasalar kağıtta sertleşirken, toplum pratikte hala susuyor..
Faili Meçhul Değil, Faili Gizlenen Bir Cinayet
Narin’in dosyası, 2025’in sonunda hala şunu söylüyor bize:
Bu bir faili meçhul cinayet değil.
Bu, faili gizlenen bir cinayet.
Sadece öldüren değil;
saklayan da,
bilen de,
susmayı seçen de,
“aile meselesi” deyip sırtını dönen de sorumlu..
Bu ülkede çocuklar hala korunmuyor.
Aileye, geleneğe, korkuya, suskunluğa feda ediliyor..
Narin’in mezarına bırakılan gelinlik ve okul çantası, yarım kalan bir hayat değil sadece. Yarım kalan vicdanımız..
Bir çocuğun bedenini çuvala sığdıran kafa, adaleti de çuvala sığdırmaya çalışıyor.
Şunu bilsinler: Dereler akar, dosyalar tozlanır, takvimler değişir ama bu utanç geçmez..
Ve insanın aklına takılan o yakıcı soru geliyor:
Madem incitecektiniz, madem korumayacaktınız, madem susarak göz göre göre yok olmasına göz yumacaktınız..adını neden Narin koydunuz ?
Bu ülkede kaç narin'i incittik kılımız kıpırdamadı..
Narin’i ve Narin'leri unutma..
Yorumlar
Kalan Karakter: