Siyaset arenası toz duman. CHP’sinden tutun diğerlerine kadar tüm muhalefet partileri aynı telden çalıyor. Sürekli bir eleştiri, sürekli bir şikayet..
"Kötü yönetiyorsunuz" diyorlar.
"Haksızlık var, hukuksuzluk var, hırsızlık var" diye haykırıyorlar..
Haksızlar mı?
Asla.
Yerden göğe kadar haklılar.
Söyledikleri doğru.
Ama eksik..
Sürekli yapılan eleştiri, bir noktadan sonra insanda bağışıklık yapıyor. Umut vermiyor. Aksine, sürekli "her şey kötü" denmesi, toplumun güven duygusunu aşındırıyor. Vatandaş artık sorunu duymak değil, çözümü görmek istiyor.
Çünkü güven dediğin şey bir kere kayboldu mu, ağzınla kuş değil martı tutsan yaranamazsın.
Bekara Karı Boşamak Kolay
Sokaktaki vatandaşın feraseti sandığınızdan yüksektir. Siz meclis kürsüsünden bağırırken, o kahvehanede çayını yudumlayıp kibarlığından söyleyemez ama içinden geçirir:
"Bekara karı boşamak kolay.."
Yani "Konuşuyorsun ama koltuğa geçince yapabilecek misin?" diyor. Bu şüpheyi silmenin yolu, sadece "onlar kötü biz iyiyiz" demek değildir. Kötünün yerine ne koyacağını, nasıl koyacağını anlatmaktır. Hem de öyle karmaşık, akademik dillerle değil. Bakkal Ahmet Amca’nın anlayacağı dilden.
CHP, ana muhalefet partisi olarak derhal bir manifesto açıklamalıdır. Ama bu manifesto "cek-cak" edebiyatı olmamalı. Kendi iktidarlarında bizim hayatımızın nasıl değişeceğini madde madde, abartmadan anlatmalı. Sadece anlatmakla kalmamalı, bunu insanların aklına kazımanın, sokağa indirmenin bir yolunu bulmalı.
50 Bin Lira Maaş Vadetmekle Olmaz
Geçen seçim neden kaybedildi sanıyorsunuz?
Siyaset insanlarının çark etmesini bir yana koyarsak; nedenlerden biri inandırıcılık sorunuydu. Sayın Kılıçdaroğlu vaatleri sıraladı, bol keseden attı. Vatandaş dönüp baktı, "Bu bütçeyle bu iş olmaz, bunlar atıyor" dedi.
Vakti zamanında bunlar yaşandı..
Mazeret hazırdı..
"Efendim enkaz devraldık.."
Siz bugün kalkıp "Asgari ücreti 50 bin lira yapacağım" derseniz, kimse inanmaz, arkanızdan gülerler. Türkiye gerçeklerini göz ardı edemezsiniz. Vatandaş hayal satanı değil, ayağı yere basanı arıyor. Güven duymak istiyor..
Sokağın başındaki bakkal hangi para ile çalışanına 50 bin lira maaş verebilecek..
Çocuğuna "Kitap Oku" Deme, Sen Oku!
Güven nasıl kazanılır?
Minicik bir örnek vereyim; hatta bebeğe anlatır gibi anlatayım..
Çocuğuna sürekli "Kitap oku, ders çalış" dersen etkili olmaz. Ama sen akşam eline bir kitap, bir gazete alır okursan, çocuğun seni taklit eder. Söylediğini değil, yaptığını yapar.
İşte muhalefetin, özellikle iktidar alternatifi CHP'nin anlaması gereken budur. Kardeşim, neyi nasıl yapacağını önce elindeki belediyelerde göster. Üretkenliğinle, tavrınla, vatandaşa dokunuşunla kanıtla.. Sokak "inandım" desin..
Kuru kuru "yapacağım" demekle olmuyor.
Göster, uygula.
"Bak ben belediyemde bunu başardım, Türkiye'de de başarırım" de..
Sokak sana ancak böyle güvenir. Samimiyetini ancak böyle geçirirsin.
Çalışıyorsa Kurcalama
Unutmayın, ekonomik krizde bile "düzenim bozulmasın" korkusu yaşayan büyük bir kitle var. "Çalışıyorsa kurcalama" mantığı işliyor. Eğer siz bu düzeni kurcalayacaksanız, tamir edebileceğinize o insanları inandırmak zorundasınız..
İktidarın söylemlerine takılıp cevap yetiştirmek, peşinden sürüklenmek politikacılıktır..
Liderlik ve siyasi öngörü ise gündemi belirlemektir..
Demek ki; neymiş..
Gümdemi belirle..
Nasıl yapacağını göster ve güvenini kazan..
Kendinizi toplumdan ayrıştırmayın. Sokağın iklimini anlayın ve o duyguyla konuşun. İnsanlar sizi "mecburiyetten" değil, "daha iyi olacağına inandığı" için seçsin..
Gerçekten sevsin..
İster CHP olsun ister başka bir parti..
Hepsinin cevabını bulması gereken o büyülü soru şudur:
"Benim hayatımı nasıl değiştireceksiniz?"
Bunun cevabını dürüstçe, abartmadan ve samimiyetle verdiğiniz gün, o bunalım güvene dönüşür.
Gerisi lafügüzaf demeyeceğim; güveni korumak da kazanmak kadar önemli..
Meraklısına: Bir emekli olarak mecliste tutulan nöbeti önemsiyor ve destekliyorum..
Yorumlar
Kalan Karakter: