Çünkü teşhisi koyup masadan kalkmak kolaya kaçmak olur. Bugün meselemiz, Dedeağaç’a, Balıkesir’e, Bursa’ya veya AVM'lere kaçan o tüketiciyi yeniden bu şehrin sokaklarına, tarihi çarşısına nasıl döndüreceğimizdir.
Zira Çanakkale’de esnafın şikayet etme kredisi dolmuştur; artık eylem, vizyon ve radikal bir dönüşüm vaktidir.
İşe, hafızamızı tazeleyerek ve kaçırılan büyük bir fırsatı hatırlayarak başlayalım.
O Gün "İstemezük" Diyenler, Bugün Sinek...
Yıllar önce Çanakkale’de devasa AVM’ler peş peşe açılmaya başladığında, tarihi Çarşı Caddesi esnafını haklı bir panik havası sarmıştı. Sıcakta serin, soğukta sıcak olan, otopark sorunu bulunmayan, ışıl ışıl AVM'ler elbette tüketiciyi mıknatıs gibi kendine çekecekti.
Nitekim çekti de...
Tam o dönemde, dönemin Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası (ÇTSO) Başkanı ve İÇDAŞ Genel Müdürü Bülend Engin çok vizyoner, ufuk açıcı bir iddia ile ortaya çıkmış ve demiş ki; "Gelin Çarşı Caddesi'ni AVM konforuyla yarışır hale getirelim."
Proje şuydu: Çarşı Caddesi'nin üzeri, tarihi dokuya ve siluete zerre zarar vermeyecek şekilde, ağır çatılarla değil; hafif, estetik, tentemsi modern yapılarla kapatılacaktı. Cadde özel bir ışıklandırma sistemiyle donatılacak, yazın kavurucu güneşi, kışın dondurucu yağmuru kesilecekti.
İnsanlar tıpkı bir AVM koridorunda geziyor gibi ama tarihin içinde, açık havanın ferahlığında alışveriş yapacaktı. O dönemin gazetelerini, köşe yazılarını taradığınızda bu projenin ne kadar heyecan yarattığını görebilirsiniz.
Peki ne oldu? Şehrin o meşhur, o kronik "istemezük" korosu anında devreye girmiş. Kültür Varlıkları Koruma Kurulu projeye "olmaz" demiş. Hiçbir alternatif üretilmeden, vizyoner bir fikir bürokrasinin ve vizyonsuzluğun tozlu raflarına terk edilerek havlu atmış.
O gün o projeye karşı çıkanlar, estetik dokunuşu engelleyenler, bugün Çarşı Caddesi'nde bomboş dükkanların önünde çay içip "İşler kesat" diye dert yanıp tavla atıyor.
Ne ektiniz ki, ne biçeceksiniz?
O dönemde çarşı esnafı bu projeye sahip çıksa, ne kadar çok istediğini üzerine basa basa Bülend Engin'e destek olsaydı belki bugün çarşı çok daha farklı bir yerde olacaktı.
Çarşıyı Bir "Açık Hava AVM'si" Gibi Yönetmek
Mekanların üstünü kapatmak işin sadece fiziksel boyutuydu. Asıl devrim, yönetim anlayışında yapılmalıydı ve bugün hala yapılabilir. Çanakkale Tarihi Çarşısı neden bir AVM disipliniyle yönetilmesin?
Dünyaya dönüp bir bakın. Avrupa'nın hangi gelişmiş şehrine giderseniz gidin, tarihi açık hava çarşıları kendi başına buyruk dükkanların yığını değil, organize birer ekosistemdir. Londra’daki Covent Garden’dan, İtalya’daki tarihi alışveriş sokaklarına kadar hepsi belli kurallarla yönetilir ve kapıları güler yüzle açılır, akşam kazançla kapanır.
Çanakkale’de esnaf odaları ve belediye öncülüğünde bir "Çarşı Yönetimi" kurulmak zorundadır. Bu yönetim, tıpkı AVM müdürü gibi çalışmalıdır.
Ortak Kampanyalar: "Çarşı Günleri" ilan edilip, o gün tüm esnafın katıldığı gerçek indirim şenlikleri yapılmalıdır. Bu laf olsun torba dolsun diye değil; gerçek indirimlerden sözediyoruz.
Elbette bu Esnaf Odalarının veya Belediye'nin parasal katkısıyla değil; bizzat çarşı esnafı dükkanının büyüklüğüne göre bir miktar oluşturulacak yönetime (Çarşı Derneği varmış zaten) m2'sine göre ödeme yacak ve bu bütçe ile çarşıya hareket kazandırılacak.
Açılış-Kapanış Disiplini: Bir dükkan sabah 09.00'da açılırken yanındaki 11.00'de kepenk kaldırıyorsa, akşam biri 18.00'de kapatırken diğeri 20.00'yi bekliyorsa orada güven oluşmaz. Tüketici o çarşının saat kaçta tam kapasite açık olduğunu bilmelidir.
Otopark Çilesine Çözüm: Tüketicinin AVM'yi seçmesinin bir numaralı sebebi otoparktır. Çarşı esnafı ve yönetimi, çevre otoparklarla kurumsal anlaşmalar yapmalıdır. "Çarşı esnafından örneğin toplam 1000 TL alışveriş yapana, faturasını gösterdiği an belediye veya özel otoparklarında 2-3 saat ücretsiz park" gibi formüller acilen hayata geçirilmelidir. Müşteriye o konforu sunmadan onu çarşıya çekemezsiniz.
Dükkanın Üstü Altın Olsa, İçindeki Yüz Asıksa Ne Fayda?
İster sokağın üzerini en estetik tentelerle kapatın, ister dünyanın en büyük otoparkını yapın. Müşteri o dükkanın kapısından içeri girdiğinde selamını almayan, "Sadece bakıyorum" dediğinde yüzünü asan, fiyat sorulduğunda oflayıp puflayan bir esnafla karşılaşırsa; o müşteri arkasına bakmadan kaçar.
Ve inanın bana, cebindeki parayla gidip Yunanistan'da, Bulgaristan'da ya da Balıkesir'deki AVM'de o harcamayı gülümseyerek daha ucuza yapar.
Çanakkale esnafının en büyük eksiği iletişim ve zarafettir. Şehre 1915 Köprüsü yapıldı, İstanbul'dan beyaz yakalılar göç etti, demografik yapı değişti ama esnafın müşteriye bakış açısı 1990'larda kaldı.
Bu işin şakası yok. Ticaret ve Sanayi Odası, Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği ne iş yapar. Üyelerine aidat toplamaktan başka ne faydası var. Bu kurumlar derhal bir eğitim seferberliği başlatmalıdır.
Satış temsilcilerinden dükkan sahiplerine kadar herkes; müşteri ilişkileri, öfke kontrolü, kriz yönetimi ve temel nezaket kuralları üzerine kısa ama etkili profesyonel eğitimlerden geçirilmelidir.
Yalnızca esnaf mı ? Restoranlar, otobüs sürücüleri gibi pek çok sektör yenibaştan yaratılmalıdır. Örneğin restoranlarda artık ingilizce, bulgarca, romence menüler olmalıdır. Madem turizm şehriyiz diyoruz o zaman gereğini yerine getirmeliyiz.
Bu eğitimleri başarıyla tamamlayan işletmelere bir "Kalite ve Güler Yüz Sertifikası" verilmeli, bu amblemler dükkanların vitrinlerine veya kapılarına gururla asılmalıdır. Müşteri o amblemi gördüğünde, o dükkanda kazıklanmayacağını, kaba bir muamele görmeyeceğini ve saygı göreceğini bilmelidir.
Hatta bununla da yetinilmemeli; satılan mal ayıplı ise veya tüketici sonradan beğenmediyse mutlaka iade kabul etmeli.
Tüketici karşısında her zaman kurumsal bir kimlik arar. Aldatıldığından, kötü karşılama bulduğunda veya başka bir sebepten dolayı şikayetini yapabileceği bir mecra arar. İşte o mecra Çanakkala Çarşısı Genel Müdürü olacak; belediye, esnaf odası ve ticaret odası olacak.
Geleceğe Hazırlanmak: Seçim Bizim
Sonuç olarak; dükkanının önüne dubalar koyup babasının tapulu arazisi gibi sokağı işgal eden, müşteriyi "yolunacak kaz" gibil gören, eleştiriye kulak tıkayıp suçu sürekli ekonomik krize veya AVM'lere atan zihniyetle gidebileceğimiz bir yol yok.
Çanakkale tarihi çarşısı; estetik olarak modernize edilmeli, yönetim olarak bir AVM disiplinine kavuşturulmalı ve ruh olarak "güler yüzlü ahilik" geleneğini 21. yüzyıl vizyonuyla harmanlamalıdır.
Bülend Engin’in yıllar önce işaret ettiği vizyona bugün her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. O gün atılan havluyu yerden alma, "istemezük" diyenlere inat "en iyisini yaparız" deme vaktidir. Aksi takdirde, komşu illerin ve sınır ötesi ülkelerin kasalarını doldururken, biz kendi boş dükkanlarımızda şikayet etmeye devam ederiz.
Tercih Çanakkale’nindir.
Dükkanın önünde ya tavla oynarsınız ya da beklentinizi karşılarsınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: