Zengin Kalkışı Yapacaktım, Sandalyeden Kalkamadım
İtiraf ediyorum, ben o bileti aldığım an her şeyi bırakmıştım; çoktan yaşadığım şehri terk etmeye hazırdım.
Evet, ciddiyim.
O çeyrek bileti cüzdanımın en gizli bölmesine yerleştirirken kafamda yaşadığım her şeyden istifa konuşmamı çoktan hazırlamıştım. Hatta bütün dostlarıma, komşularıma "artık sadece hobi olarak yaşarım, belki anılarımı kaleme alırım" diyecektim.
İki hafta boyunca, size yalan söyleyemem, bir "gizli milyoner" edasıyla dolaştım. Markete giderken "acaba bu dükkanı satın alıp organik tarım mı yapsam?" diye düşündüm. Trafikte sıkışınca "özel şoförüm olsa arka koltukta şampanyamı yudumlardım" dedim.
Hatta bizim bakkalın bıyıklı hali bile daha sevimli geliyordu; sonuçta ben artık bir milyonerdim, istediğimi severdim istemediğimi yererdim.
Milyoner olmak böyle bir şey mi bilemem ama ben böyle kodlamıştım kendimi.
Matematik "ihtimal yok denecek kadar az" diyordu ama benim iç sesim "evren sana mesaj veriyor kızım, bu sefer tamam" diyordu.
Ah o evren yok mu evren ?
Ve o büyük gece.
Elimde telefon, Milli Piyango sorgulama ekranı karşımda. Rakamları girerken ellerim titriyor. Hani filmlerde olur ya, nefesler tutulur.
Ben niye kendimi bu kadar inandırdım; çok bağlanmıştım zenginliğe çok.
Sonuç ?
Kocaman bir hiç. Hadi büyük ikramiyeyi geçtim, insan bir "amorti" verir yahu! Hani "sen paranı geri al, maksat ayağın alışsın" demez mi?
Demedi.
Son rakam bile tutmamış.
2 ve 8’i hayatımdan çıkardım. Siz bana çıkmıyorsanız ben de sizi tanımıyorum.
O an, kafamda o Ege kasabasındaki taş ev, yerini benim 1+1 dairenin damlatan musluğuna bıraktı. Özel şoför hayalim, sabah bineceğim dolmuş şoförüne dönüştü. Milyoner aklım ise gelip beni terketti.
Meğer ben bileti değil, iki haftalık bir hayali satın almışım.
"Ya çıkarsa" ihtimalinin verdiği o tatlı şımarıklığı sevmişim. Şimdi ne mi yapıyorum? "Aamorti bile vurmayan" şansıma küsüp, size bu yazımı yetiştirmeye çalışıyorum. Zenginlik güzel şeydi, iki hafta sürse bile.
O an hissettiğim, para kaybetmenin sızısı değildi. O, iki haftadır sığındığım o güvenli limanın, o renkli hayallerin bir anda siyaha çalmasıydı. İnsan en çok, inandığı hikayenin sonu kötü bittiğinde üzülüyor.
Ama sonra düşündüm. Belki de hayat, bize her zaman büyük ikramiyeyi sunmaz. Belki de asıl mesele, amorti bile çıkmasa da, ertesi sabah "yine de denedim" diyebilmektir.
Umut etmek, insanın en büyük lüksü ve en büyük zaafı.
Anlayacağınız milyoner olmaktan son anda döndüm ve iki haftalık zenginliğim nasıl bitti anlamadım.
Durmak yok.
Seneye yine deneyeceğim; belki de çıkar.
Yorumlar
Kalan Karakter: