Kimine göre sadece şarap içmek günah! Kimine göre de tüm içkiler günah! Kimine göre ise içki içmek günah falan değil!..

Kimine göre kocası ölen kadını kocasının erkek kardeşiyle evlendirmeli. Kimine göre kadın kendisine tecavüz edenle evlenmeli. Kimine göre bir aileye kız veriliyorsa aynı zamanda o aileden kız alınmalı.
Kimine göre hacca gitmeli! Kimine göre Arap zengin edilmemeli!
Kimine göre en büyük Galatasaray! Kimine göre de en büyük Fenerbahçe! Herkese göre de Beşiktaş üvertür!..
Müge Anlı ile başlayan gün Zuhal Topal ile devam ederek Acun Ilıcalı’nın fırçalarıyla son buluyor ve hayat akıp gidiyor. Çay ile başlayan gün çay ile son buluyor.
Hayatımız son yedi yılda gerçek bir kabusa döndü. Pandemi, ekonomik kriz, savaşlar coğrafyasında sıkışmışlık ve Trump!..
Artık sebzelerin, meyvelerin, etlerin eski tadı yok. GDO’lu ürünler hayatımızın tüm zamanlarında ağız tadımızı değiştirmekle meşgul. Artık yediklerimizin gıda olduğundan emin değiliz.
Aldığımız ilaçlar artık etki etmiyor! Sevimli hekimler artık halka hizmet etmiyor!
Artık bizi etkileyen yeni besteler yok. Gençler eski parçaları cover denilen bir şaşırtmacayla bizlere geri sunuyor! Gençlerimiz üretemiyorlar, ortaya koyamıyorlar, kendilerine güvenemiyorlar.
Artık klasik olabilecek yazılı neşriyat halka ulaşamıyor.
Artık kısa filmler bol küfürlü ve seks temalı olarak karşımızda ancak uzun diziler de çarpık ilişkilerle beğenimize sunulmuş durumda.
Her şey alışılmışın dışında. Engelleyemediğimiz boyutta çok ciddi bir kültür emperyalizmini yaşıyoruz.
Ünlülere yönelik yasaklı madde operasyonları ülkemizin haftalık ritüeli oldu. Testleri pozitif çıkan ünlülerin bir süre sonra toplum içine karışmalarına alıştık. Bahis sitesi sahibi kulüp başkanı var bu ülkede ve halen görevde. Bahis oynayan futbolcular birkaç ay yatıp çıkıyorlar cezaevlerinden.
Apollo 13’den beri ilk kez Ay’ın görünmeyen yüzüne seyahat edildi. Bir kez daha Ay’a inilemedi. 1969 yılında ki filmden beri Ay’a inebilen hiçbir millet olmadı ve bir kez daha başarılamadı. Yani aslında 1969 yılında da inilmemişti ve bu yalan bir kez daha kanıtlandı.

Bunca bilinmezlik, belirsizlik, yalan ve inkar arasında hayatımız akıp gitmekte. Duygularını yitmiş bir dünya toplumu olarak belki de dünya tarihinin en karmaşık dönemine şahitlik ediyoruz.
Bu şahitliğimizin içinde bulunduğumuz günlerdeki durumuna bir göz atmamız gerekiyor. Bunun için de İran’ı biraz irdeleyelim istiyorum.
İran dini inanç olarak Zerdüştlük ile yoğrulmuş bir coğrafyada yer alır ve İran halkı için Zerdüştlük çok önemli bir geçmiş inanç olgusudur. Tıpkı Türklerdeki Şaman inancı gibi!.. İşte bu Zerdüştlüğün bir de kutsal kitabı var. Kimisi buna kutsal kitap der, kimisi de bunu İran edebiyatı olarak adlandırır. Evet, Avesta’dan bahsediyorum.
Şimdi bir de coğrafya gerçeği var.
Umman Körfezi ve Basra Körfezi. İşte bu iki körfezi birbirine bağlayan bir de boğaz hattı var. İşte bu boğaz hattına Hürmüz Boğazı denilmekte. Hürmüz nedir? Neden Hürmüz denir bu boğaza? İşte asıl gerçeklik burada! Hürmüz ismi Zertüştlük’ün kutsal kitabı Avesta’da geçen iyilik tanrısının adıdır.
İyilik tanrısı Hürmüz ve üçüncü dünya savaşı! Hani derler ya, iyiliğin batsın!..

Bu boğazdan yani Hürmüz Boğazı’nda içeri girince dünyanın en büyük petrol yataklarına ulaşıyor gemiler. Katar, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri sattıkları ham petrolü Hürmüz Boğazı’nı katederek sevk ediyorlar. Yani birçok farklı ülke bu boğazın geçişine ihtiyaç duymakta. Boğazın kuzey ve doğu kesimi tamamen İran toprakları iken güney ve batı tarafında Katar, Suudi Arabistan, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin ticaretlerini etkileyen kıyılar var.
Çağımızın vazgeçilmez dayatılmış enerji gerçeği olan varil bazlı ham petrol işbu boğazdan geçerek dünya ülkelerinin kullanımına sunulmak durumunda. Yani dünyayı kilitlemenin bir yolu Hürmüz Boğazını kapatmak ve bunu Çin çok iyi biliyor.
Çin; İran’a verdiği destek ile Orta Doğu’yu batı için büyük bir girdap haline getirmiş durumda.
Niçin? Çünkü Çin dünyanın en büyük nüfusun sahip. Bu sebeple Çin dünya üzerindeki döngü ekonominin sahibi olamazsa halkına refah içerisinde bir yaşam sağlayamaz. İşte bu sebeple Çin ABD dolarının dünya ülkeleri üzerindeki etkisini kırmak zorunda. Bu amaç doğrultusunda Hürmüz Boğazı Çin için gerçekten büyük bir fırsat. Bu boğazın geçişleri Çin için tam bir müttefik olan İran’ın elinde olursa ve boğazdan geçen gemilerin geçiş için ödeyecekleri ücret ABD doları şeklide değil de Çin Yuanı olarak alınırsa dünya para piyasalarında ABD dolarının kaybını hesap etmek mümkün mü?

ABD başkanı şeytan Trump ve onun dünya ekonomisindeki rakibi Çin.
Karşı karşıya iki büyük güç ve güçler iki Jandarma ülke ile büyük bir savaş içerisine girmiş durumdalar. ABD Jandarması İsrail ile ÇİN Jandarması İran arasında geçen bu savaştan birçok dünya devleti ve dünya halkı hiçbir günahı, suçu olmadığı halde çok ciddi bir şekilde etkilenmekte.
Jandarma devletler birbirleri üzerinde füzelerini denerlerken asıl devletler ekonomik alanda güç savaşını sürdürmekteler. Zavallı Filistin, Lübnan, İran ve Suud halkıda ne yazık ki bu garip ve gereksiz güç savaşından en büyük zarar payını almaktalar.
Yazıma başlarken günahlardan bahsederek giriş yapmıştım. Ancak asıl mesele din adına yaşananlar değil, dinsizlik adına ekonomi savaşının günümüzde insanlığı sömürmesiydi ki bunu ortaya koyabildiğimi umuyorum. Ateist Çin ile Emperyalist ABD’nin Yahudilerle Müslümanları savaştırdığı bir ortaoyununu izlemekteyiz hep beraber. Ne mutlu ki şu ana dek bu oyunun bir parçası olmadık ve umarım ki olmayız.
Yorumlar
Kalan Karakter: