Bir sabah uyandık, memlekete 5G gelmiş.
Öyle söylendi.
Açıklamalar yapıldı, haberler döndü, teknoloji çağ atladı.
Peki biz ne yaptık?
Telefonu elimize aldık, bir video açtık…
Ve hala o tanıdık yazı: “yükleniyor…”
Şimdi insan sormadan edemiyor:
Gerçekten 5G mi geldi, yoksa tabelası mı asıldı?
5G dedikleri şey öyle küçümsenecek bir mesele değil.
Hız diyorlar, çağ diyorlar, gelecek diyorlar.
Anlatılanlara bakarsan:
Film saniyede inecek
Oyunlar takılmayacak
Hayat hızlanacak
Ama gerçek hayatta olan şu:
Köşeyi dönüyorsun, internet gidiyor.
Bir mesaj atıyorsun, iki tik gelmesi bile zaman alıyor.
Demek ki mesele teknoloji değil,
o teknolojinin yere ne kadar indiği.
Eskiden de böyleydi aslında.
4.5G geldiğinde de aynı heyecan, aynı cümleler…
Ama yıllar geçti,
biz hala bazı yerlerde “E” ile yaşamaya alıştık.
Şimdi 5G geldi diyorlar.
İyi güzel de…
Altyapı gelmeden üstyapı neye yarar?
İşin ilginç tarafı şu:
5G sadece telefon için değil diyorlar.
Akıllı şehirler, sürücüsüz arabalar, uzaktan ameliyatlar…
İyi de biz daha
bir görüntülü konuşmayı kesilmeden yapamıyoruz.
Belki de sorun beklentide değil,
gerçekle anlatılan arasındaki uçurumda.
Kimse teknolojinin gelmesine karşı değil.
Aksine, herkes ister daha hızlı, daha iyi bir hayat.
Ama mesele şu:
İnsanların yaşadığı gerçek ile anlatılan hikaye birbirini tutmalı.
Yoksa 5G gelir…
Ama vatandaşın cebinde hala 3G hissi kalır.
Ve günün sonunda yine aynı yere geliyoruz:
Bu ülkede bazı şeyler önce duyurulur,
sonra yavaş yavaş yapılır.
Biz de arada kalırız…
Ne tam eskiyi bırakabiliriz,
ne de yeniyi gerçekten yaşayabiliriz.
İyi haftalar.
Yorumlar
Kalan Karakter: