Mesele Mobilya Değil, Özgüven
Valilik makam odasını görenler bilir. geçmiş dönem Valilerinden Ahmet Çınar taraından yaptırılan o bembeyaz ve altın varanklı, kamu ciddiyetine göre oldukça "feminen" duran oda hala aynı..
Sonra Vali olarak Hamza Erkal atandı..
O da bu feminen diyebileceğim; hadi canım diyorum bal gibi "feminen" odaya dokunmadı..
Vali Orhan Tavlı dokunmadı..
Doç.Dr. Ömer Toraman da değiştirmedi ve değiştirmeyi düşünmedi..
MERAKLISINA:
Uzun zaman oldu Vali'nin odasına girmedim. Yayınlanan fotoğraf görsellerine göre oda aynı. Sen odaya takılma; tavıra bak, yoğurt yiyişe bak..
Bu detay önemsiz gibi görünebilir ama bürokraside çok şey anlatır. Çoğu yönetici, gücünü değiştirdiği eşyadan, yenilediği binadan veya bindiği lüks araçtan alır. Toraman ise enerjisini fiziksel mekanı dönüştürmeye değil, kurumsal işleyişe harcıyor. Makamın dekoruyla uğraşmayacak kadar işine odaklı bir özgüven bu..
Mesela..
Kırmızı ışıkta bekliyor..
Yaya geçidinde yayalara yol veriyor..bizzat şahidim.
Yerli otomobil TOGG’un direksiyonunda da görebiliriz kendisini..
Açıkçası ben direksiyonda görmedim ama görme ihtimali olan bir potansiyel hissiyatım var..
Şatafatla arasına mesafe koyması, vatandaşla kurduğu bağın ilk halkası..
Ancak bir gazeteci olarak benim için asıl şaşırtıcı olan; asayiş olaylarının yönetilme biçimi..
Mesela..
Toraman, bilgi kirliliğini engellemek için rasyonel bir yöntem seçti. Şehirdeki her önemli olayı videosu ve fotoğrafıyla servis ettiriyor. Bu, sadece bir bilgilendirme faaliyeti değil; yalan haberin önünü kesen, spekülasyonu bitiren bir kriz yönetimi hamlesidir. Akademik titizliğini, sahanın gerçekleriyle birleştiriyor.
Mesela..
Belediye ile olan ilişkilerinde "sen-ben" kavgasına girmemesi, Çanakkale gibi dinamik bir şehirde altın değerinde. Temsiliyet noktasında üzerine düşeni yapıyor ama bunu bir ego savaşına dönüştürmüyor.
Bu durumu daha net anlatmak için açayım..
Mesela..
Siyasi hafızası güçlü olan Çanakkale'de sayın valinin her kesimle kurduğu mesafenin çok büyük bir mesaj olduğunu düşünüyorum..
Vatandaşın; "valiyi belediye başkanıyla, farklı siyasi görüşten isimlerle yan yana gördüğünde hiçbir kuşku duymaması, o şehirdeki huzurun teminatıdır" dersem abartmış olmam..
Sayın Toroman, "Ben devletin valisiyim" duruşunu sözle değil, her görüşe aynı yakınlık ve aynı ciddiyette durarak bizzat yaşatıyor. Bu tavır, şehirdeki gereksiz gerilim hatlarını tek tek devreden çıkardı..
Mesela..
Asıl not edilmesi gereken detay ise bu tarafsızlığın geçici bir tutum değil, kurumsal gelenek haline gelmesidir. Şahsi kaprislerden arınmış, sadece hizmet odaklı bu "denge politikası", bürokraside özlediğimiz o birleştirici gücü temsil ediyor. Herkesin kendini güvende hissettiği bu demokratik zemini ve yaratılan sağduyulu geleneği içtenlikle kutluyoruz..
Biraz daha devam edeyim mi..?
Mesela..
Kibir göstermiyor, erişilmez havalarına girmiyor. Şehrin gerilimini emen, kaprissiz bir devlet adamı profili çiziyor.
Son dönemde siyasi kulislerde gitmek istediğine dair fısıltılar duyuyorum..
Sebebini tahmin etmek zor değil; dürüst ve iş odaklı insanlar, bazen bürokrasinin hantal ve politik yapısından yorulabiliyor..
Kimi zaman siyasetin dişlileri arasında sıkışabiliyor..
Mesela..
Bir valinin başarısı, makam odasının ne kadar şık olduğuyla değil, yurttaşın yaşam kalitesine yaptığı dokunuşla ölçülür. Ömer Toraman; lükse değil gerçeğe, kavgaya değil uyuma yatırım yaptı..
Mesela..
Bu yazı bir övgü değil, bir durum tespitidir. Lükse kaçmadan, kibir kuleleri inşa etmeden, sadece işini yaparak bir şehrin kalbine nasıl girileceğinin dersidir.Umarım bu şeffaflık ve nezaket kültürü, Çanakkale Valiliği’nde kalıcı bir gelenek haline gelir..
Yorumlar
Kalan Karakter: