Dört gün önce kar yağacak hevesiyle çocuklar gibi sevindim. Arkadaşlarla haberleşip gezi planları yaptık. Şimdi ise kar yağacak diye ödüm kopuyor. Soğuk daha da acıtır oldu. Gözüme uyku girmiyor. Zar zor uyusam da kabusla uyanıyorum. Yediğimiz tatsız.
Türk halkı, okyanuslarda dönümlerce yer kaplayan alklerin bir bölgesi besinsiz kalınca, tüm besinlerini ve enerjisini seferber edip o zayıf bölgeye iletmesi gibi el birlik oldu. Kiminle konuşsam felaket bölgesine gitmek, felakete uğrayan insanlarına bizzat destek olmak istiyor. Bölgeye gidince daha da zor durumlara sebebiyet vereceğinin de bilinciyle gidemiyor. Elimizde pek bir şey gelmiyor. Naçizane yardımlar dışında... ama içimizden hep bir ağlamak geliyor. Zaten ekonomik olarak çıkmazda olduğumuz, felaketlerin bir birini izlediği böyle zamanlarda daha fena ne olabilir ki diye düşünürken güneyden gelen haberlerle yıkıldık.
Her şey öylesine anlamsız ki. Yazmak, çizmek hem boş hem kifayetsiz geliyor. Bu kaçıncı acı tat. Boğazımızdaki ham ahlat tadı geçmek bilmiyor. Kayırmacılık, peşkeş, fırsatçılık, ahlaksız iş, ne zaman ve nasıl sona erecek. Öğrenmenin en pahalı hallerini defalarca görmedik mi. Kalıcı bir öğrenme ve medenileşme için daha kaç canımızdan olacağız. Devletin ve onun organlarının hepimize her zaman çok gerekli olduğunu, her türlü günlük siyasetin, siyasi partilerin, hükümetlerin üstünde bir kurum olması gerektiğini ve her mertebesine en liyakatli insanların geçmesi gerektiğini öğrendiğimizi görmek mümkün olacak mı?
Tüm mesele sadece günlük işini döndürmek, adamını bulup gemiyi yürütmek olabilir mi? Ahlak, etik, erdem olmadan medeniyet nereye gidebilir ki.
Ne yazsam... Bilip bilmeden nelerden bahsetsem... Üstümde bir ağırlık, bir umutsuzluk ve bir buhran var. Enseyi karartmayalım demek içimden gelmiyor. Ensemizin hiç olmayacağı kadar karardığı günler yaşıyoruz. Ve kararacak bir süre. Ne söylesem basma kalıp, amiyane ve gereksiz geliyor. Vicdanların sesi olmak isterken diğer yandan bunlar okunsa ne olacak, kime nasıl tesir edebilirim ki? Diye düşünmeden edemiyorum. Hele bazı şeyler için zaman geç olmuşken.
Sosyal medyada vicdanların sesi olmak, yani işini yapmak isteyen bir gazetecinin serzenişini dinledim. Felaket bölgesindeki vatandaşlar“ Bizim sıkıntılarımıza tercüman ol, sen bari duyur sesimizi” diye yolumu kesiyorlar. Ben de bu sorunlardan söz edince bazı ateşli savunucular tarafından “linç” ediliyorum. Diye sitem ediyor. İşini iyi yapmayanlar yapanlara hep mani olur. Bir şeyleri argümanları olmadan savunanlar zavallı çıkarlarını korumaya çalışanlar.
Yaralılara acil şifalar diliyorum. Türk halkı sizlerle. Hep yanınızda olacağız.
HAM AHLAT TADI
Dört gün önce kar yağacak hevesiyle çocuklar gibi sevindim
Yayınlanma :
11.02.2023 09:00
Güncelleme
: 11.02.2023 09:00
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: