Çocukluğumda büyüklerimden duyduğum hikayelerin ya da aktarılan rivayetlerin , aynı ihtivalı bir değişik versiyonlarına, sonradan mitolojik anlatılarda rastlamam, beni hep şaşırtırdı. Sonunda benzer şeylerin, döngü halinde tekerrür ettiğini fark ettiğimden beri şaşırmaz oldum. Evliya, eren hikayeleri (menkıbeleri) olarak anlatılan alaylara yunan mitolojisinde, dini öğretilerde; gelenek olarak söylenenlere de destanlarda ve Sümer mitlerinde karşılaştım. Ne güzel masallardı... Düşünüyorum da... demek ki büyüklerimden bir şeyler dinlemişim. Şimdiki zamanlardaki gibi , çocukların küçük prens ya da prensesler olmadığı, büyüklerimizin de pedagojik formasyondan haberdar olmadığı zaman ve coğrafya da olmama rağmen büyüklerim bana bir şeyler aktarma kaygısı taşıyorlarmış belli ki.
Filologların, kültür bilimcilerin değerli tahlilleri, mentorlukları yadsınamaz. Ben de zamanla, bu eski metin ve mitlerin metafor yani gizli mana sakladığını anladım.
Neden, ana fikri, gizli saklı metinlerin içine sıkıştırma gailesi duymuşlardı ki...
Bir kere, insan, tabiatı gereği, en geçerli, en yararlı, doğruluğuna en ufak şek bile olmayan bir şeyi sürekli duyduğunda, ona aldırış etmez, tekrarlanan şey zamanla yıpranır ve yok olur. Gizli mana yani metafor hem çekicidir hem de farklı hallerde okunup yorumlanması mümkündür.
Dip not: Şiir, şairin dediğini yanlış anlamaktır diye bir yazı okumuştum.
İşte ben, bu masalsı, efsanevi, kadim, çok anlamlı , anlatılara hayranım.
Bölgemizde, çok sayıda mitolojik hikaye geçer. Kazdağı, tanrıların sunak ve yetişme yeridir. Skamandria’da su perileri gezinir. Troia, tarihin en kadim destanının ev sahibidir. Bir de hellespont var. Hellenin denizi...
Hikaye uzun... ama kısaca: iki kardeş firigsus ve helle annelerinin kendilerine yolladığı altın postlu koçla uçarken helles, hellespont’a (Çanakkale boğazı) düşer. Destanın tamamını isteyen bulup okuyabilir.
Kanımca, bu hikayede de her zamanki gibi bir alt metin saklı. Altın postlu koç bereketli, değerli davarlar ve otlak yerleri demektir. Halen, yöremizin Ezine peyniri, peynir helvası, dağ kekiğiyle beslenen hayvanların etinin lezzetinin tesadüf olduğunu düşünüyor musunuz?
Kültür varlıkları sürekli ve süreli olduğu gibi gelişip süreğen halde günümüze kadar ulaşmış belli ki. Kendini gerçekleştiren kehanet misali; böylesine kadim, oldukça da açık olan bir hikaye, bölge halkını bu yönde şartlamış, ürünlerin kıymetini işaret etmiş de olabilir.
Her neyse... sonuç olarak kıymetli, altın posta sarılmış bir yaşam alanımız var. Değerini bilip korumak ve sahip çıkmak umuduyla...
Yorumlar
Kalan Karakter: