Otuz yıl önce emekli olmak bir son değildi; bir nefes alma haliydi. Maaş azdı belki ama yetiyordu. Asgari ücretle emekli maaşı arasında fark vardı ama uçurum yoktu. Bugünse tablo net: Emekli maaşı, asgari ücretin gölgesinde kaldı; hatta bazı durumlarda yok sayıldı.
1990’larda bir emekli, maaşıyla pazara çıkabilir, faturalarını ödeyebilir, torununa harçlık verebilirdi. Asgari ücret çalışanı geçindirirken, emekli de yaşamını sürdürebilirdi. Bugün ise emekli, çalışanla yarışmıyor; hayatta kalmaya çalışıyor.
Aradaki makas yıllar içinde sessizce açıldı. Asgari ücret artışları manşet olurken, emekli maaşları çoğu zaman dipnotta kaldı. Uzun yıllar prim ödemiş, bu ülkenin yükünü taşımış insanlar bugün temel ihtiyaçlarını bile hesaplayarak alıyor. Etiket okumak günlük rutin, indirim kovalamak yeni mesai oldu.
İşin bir de sürekli öne sürülen gerekçesi var: Yaşlı nüfusun gün geçtikçe artması emekli maaşı yükünü arttırmakta, bu duruma çözüm yok. Bu cümle, neredeyse her tartışmada bir kalkan gibi kullanılıyor. Evet, nüfus yaşlanıyor. Evet, sistemin yükü artıyor. Ama bu gerçek, emekliyi yoksulluğa mahkum etmenin gerekçesi olabilir mi?
Asıl soru şu: Yük artıyorsa, neden çözüm konuşulmuyor? Neden yıllarca çalışan, prim ödeyen insanlara “bütçe yetmiyor” deniyor ama adaletli bir gelir dengesi kurulmak istenmiyor? Emekli maaşı artık bir hak değil, bir “destek” gibi ele alınıyor. Yetmeyince aile devreye giriyor, borç erteleniyor, yaşam küçülüyor.
Oysa emeklilik, kimseye muhtaç olmadan yaşama hakkıydı. Bugün çalışanlar da yarın emekli olacak. Bugün görmezden gelinen her düşük maaş, geleceğin korkusu olarak büyüyor.
Çanakkale’de sabah erken saatlerde bankamatik önünde bekleyen emeklilerin yüzüne bakın. Orada istatistik yok, grafik yok. Orada tek bir soru var:
“Otuz yıl çalıştık, bu muydu karşılığı?”
Emeklilik, insanın yük olmadan yaşama hakkıdır.
Bir ömür çalışmanın karşılığı, ay sonunu zor getirmek olmamalıdır.
Bu düzen değişmezse, bugün çalışan herkes yarının yoksul emeklisi olmaya adaydır.
Ve bu, sadece emeklilerin değil, toplumun tamamının meselesidir.
İyi haftalar.
Yorumlar
Kalan Karakter: