Kıyıda yaşayanlar iyi bilir: Sahil, sandığımız kadar sabit bir yer değildir. Her mevsim biraz değişir, her fırtınadan sonra yeniden şekillenir. Bir sabah yürüyüşe çıktığımızda kumun yer değiştirdiğini, bazı noktaların daraldığını fark ederiz. Denizle kara arasında görünmez bir pazarlık sürer durur.
Bu değişimin adı kıyı erozyonu. Dalgalar, akıntılar ve mevsim koşulları kıyıyı sürekli yeniden yazar. Aslında bu, doğanın binlerce yıldır yaptığı bir iştir. Sorun, bizim bu doğal hareketliliği çoğu zaman sabit kabul etmemiz. Sahili değişmeyecek bir sınır gibi görüyor, ona göre yapılar kuruyoruz. Oysa kıyı yaşayan bir çizgidir; sabit kalmaya değil, hareket etmeye meyillidir.
İnsan müdahalesi bu dengeyi daha da hassas hale getiriyor. Kıyıya eklenen her dolgu, her sert yapı denizin enerjisini başka bir noktaya yönlendiriyor. Bir yeri korurken başka bir yerin daha hızlı aşınmasına neden olabiliyoruz. Üstelik iklimdeki dalgalanmalar ve artan aşırı hava olayları, bu süreci daha görünür ve daha sert hale getiriyor.
Burada asıl mesele, denizi durdurmaya çalışmak değil; onunla uyumlu yaşamayı öğrenmek. Bilimsel planlama, doğal yapıyı gözeten çözümler ve yerel farkındalık, kıyıyla kurduğumuz ilişkinin temelini oluşturmalı. Çünkü kıyılar sadece yazlık manzaralar değil; ortak yaşam alanlarımız.
Denizle yaptığımız bu ince pazarlıkta akıllı davranırsak hem doğayı hem de kendi geleceğimizi koruyabiliriz. Aksi halde her geri çekilen kıyı çizgisi, bize kaçırdığımız bir fırsatı hatırlatmaya devam edecek.
İyi haftalar.
Yorumlar
Kalan Karakter: