“Suyun suçu ne?
Yağmur yağıyor diye mi suçlu,
toprak suyu ememiyor diye mi?
Yoksa biz her yeri betonla kapladık diye mi?”
Bir süredir yeni bir kavram dolaşıyor ortalıkta: sünger kent.
Kulağa hoş geliyor. Hatta umut verici.
Şehir suyu itecek değil, emecek.
Yağmur düşecek, kaybolmayacak.
Toprak suyu tutacak, kent nefes alacak.
İyi de…
Biz gerçekten sünger olmaya mı çalışıyoruz, yoksa hala beton dökmeye mi devam ediyoruz?
Çünkü bu memlekette yağmur yağınca iki şey olur:
Ya suyu bulamayız ya da sudan kaçacak yer ararız.
Bir gün kuraklık konuşuruz, barajların dibini görürüz.
Ertesi gün yağmur yağar, yollar göle döner.
Sorun doğada değil.
Sorun, doğaya rağmen kurduğumuz şehirlerde.
“Sünger kent” dedikleri şey aslında çok basit bir akla dayanıyor:
Suyu düşman gibi görme, misafir gibi karşıla.
Ama bizim şehircilik anlayışımızda su hala bir “kaçınılması gereken şey.”
O yüzden toprağı kapatıyoruz.
O yüzden her boşluğu betonla dolduruyoruz.
O yüzden yağmur yağınca şaşırıyoruz.
Sonra da çıkıp diyoruz ki:
“Proje yapıyoruz.”
Proje yapmak kolay.
Zor olan, alışkanlık değiştirmek.
Bir yanda sünger kent anlatılıyor,
diğer yanda yeni yapılan kaldırımlar hala suyu itiyor.
Bir yanda suyu korumaktan bahsediliyor,
diğer yanda yeşil alanlar parça parça azalıyor.
Bir yanda gelecek planlanıyor,
diğer yanda bugünün hataları aynen devam ediyor.
İşte tam burada insanın aklına şu soru geliyor:
Biz gerçekten hazırlanıyor muyuz,
yoksa sadece hazırlanıyormuş gibi mi yapıyoruz?
Çünkü sünger kent dediğin şey, sadece park yapmak değildir.
Sadece birkaç ağaç dikmek hiç değildir.
Bu bir zihniyet meselesidir.
Yağmur suyunu toplayacak sistem kurmadıysan,
yeraltı suyunu besleyecek alan bırakmadıysan,
betonu azaltmadıysan…
kusura bakma ama sen sünger kent değil,
bildiğin eski usul beton kentsin.
Ve işin en ironik tarafı şu:
Biz suyu yönetemezsek, su bizi yönetir.
Bir gün susuzlukla,
bir gün taşkınla.
İkisi de aynı hikayenin farklı yüzü.
Belki de artık şunu sormanın zamanı geldi:
Bu şehir suyla kavga mı edecek,
yoksa onunla yaşamayı mı öğrenecek?
Çünkü mesele sadece bugünün yağmuru değil.
Mesele, yarının susuzluğu.
İyi haftalar.
Yorumlar
Kalan Karakter: