Bir tarafta üç günde zengin olup şatafatlı hayatını her gün milletin gözüne sokan kişiler var. Diğer tarafta ise yirmi sene okul okuyup asgari ücretle iş kovalayan kişilerin gerçekliği var. Haberlere göre yeni bir işe girip tekrar iş aramaya devam edenlerin sayısı artmış. Verilen zamlar enflasyon karşısında her gün eriyor. Sosyal haklar, aynı sosyal devlet kavramı gibi yazılı bir kağıtta kala kalıyor. Bankaların verdiği maaş promosyonunu kaç çalışan aldı? Sendikalı olan bazı çalışanlar dışında alan olmamıştır. Beyaz yakanın mesai ücreti ödenemezmiş. Neden? Böyle bir kural olması mavi yaka ve beyaz yaka arasındaki kazanç açığını kapatıyor. Beyaz yaka olarak çalışmanın maddi karşılığı da her geçen gün azalıyor. Vergi dilimine kesilen maaşlar geçim sıkıntısını daha da arttırıyor. Haksızlık çok kötü bir şey ve hala üç günde zengin olana üzülen insanlar var, şaka gibi.
Herkesin derin adaletsizlikle karşılaştığı şu dönemde "Umut her zaman vardır." dediğimiz ülke de tuz bile koktu. Bir kesimin felaket olarak görüp endişe duyduğu olaylar ülke genelinde olağan karşılanıyor. Piyasaların verdiği tepkiler de bunu kanıtlıyor.
Esasen ülkemizin sistemi bu işte. Yasaları kendimize göre uygulamak, bize uymuyorsa tanımamak, hatayı hep başkasında aramak ve hatada ısrar etmek, bilim dışı yollara sapıp hep mucize beklemek, eğitimi sürekli geriletmek. Bu işte bizim yeni sistemimiz.
Anayasa, silah zoruyla değişince halk anında görüyor. Ancak küçük küçük çiğnendiğinde halkın bundan haberi olmuyor. Yargı, meclis, muhalefet de görmezden geliyorsa, önlem alınmıyorsa iş kurbağanın kazanda ısıtılmasına dönüyor. Sıcak su başta keyif verir, ancak sonu kötü biter.
Diğer yandan muhalefette ki isim tartışmaları devlet denetimini yetersiz kılıyor. Yaklaşan yerel seçimler öncesi yapılacak projeleri değil isimleri konuşuyoruz. Hançer saplayan saplayana bir ortamın dedikodusuyla oyalanıyoruz. Değişim ayağı isim meselesi miydi sadece? Değişim ve gelişim denen şey köyden şehire olmalıdır. Köylerde kimsecikleri göremiyoruz. Gören varsa yapılan hizmetleri sayabilir.
Örnek vermem gerekirse bir dağ köyünden bahsedebilirim. Merkeze bağlı Salihler Köyü. Yaz ayının başından beri evlere gelen sular kesik. Telefon şebekelerinin çekmediği köyde ev telefonları sürekli arızalı. Alt yapı olmadığı için internette bağlanamıyor. Ama köyün tarlaları yüksek fiyatlara satılmaya çalışılıyor. Muhalefet olarak isim konuşmaya devam edelim. Belki vatandaşın hayat şartları iyileşir!
Bireysel çıkarlarımızdan sıyrılıp toplum çıkarını düşünmezsek karşılaşacağımız ülke ortamında, umut asla bir yöntem olmayacaktır.
İyi haftalar.
Yorumlar
Kalan Karakter: