Toprakla uğraşan insanın kaderi biraz gariptir.
Hesap yapar, zarar eder.
Yine hesap yapar, yine eker.
Çünkü çiftçilik akılla değil, biraz da mecburiyetle yapılır.
Bugün tarlaya çıkan üreticiye “Bu sene ne ekeceksin?” diye sorulduğunda alınan cevap net değil. Eskiden hesap yapılırdı; şimdi hesap yapılıyor ama sonuç çıkmıyor. Çünkü denklem bozuk.
Mazot pahalı, gübre pahalı, su sınırlı.
Ürün var ama fiyat belirsiz.
Emeğin karşılığı ise çoğu zaman ortada yok.
Ve insan ister istemez soruyor:
Bu toprak kimi doyuruyor?
Üreteni mi?
Yoksa aradaki zinciri mi?
Çiftçi kazanamıyor ama ürün de ucuz değil. Pazara giden de dertli, tarlada kalan da. Bir yerde bir şeyler büyüyor ama o büyüyen ne bereket ne de refah.
Belki maliyetler,
belki aracı sistem,
belki plansızlık…
Ama kesin olan bir şey var:
Toprak eskisi gibi güven vermiyor.
O yüzden bugün çiftçi kazanmak için değil, devam edebilmek için ekiyor. Çünkü ekmezse sadece bir sezonu değil, yıllardır sürdürdüğü hayatı kaybetme riski var.
Ama bu düzenin sürdürülebilir olmadığı da ortada.
Toprak sabreder, bekler.
Ama insan bir yere kadar.
Ve o gün geldiğinde, mesele sadece çiftçinin meselesi olmaktan çıkar.
Çünkü o zaman soru değişir:
Bu toprak kimi doyuruyor? değil, artık neden kimseyi doyurmuyor?
İyi haftalar.
Yorumlar
Kalan Karakter: