Siyasette kaybetmek vardır.
Bir de kaybedince oyunu değiştirmeye çalışmak vardır.
CHP’de “mutlak butlan” kararıyla başlayan tartışma tam da bu yüzden yalnızca bir parti meselesi olmaktan çıktı. Çünkü mesele artık sadece kimin genel başkan olduğu değil; seçmenin iradesinin, parti içi demokrasinin ve siyasetin doğasının nasıl yorumlandığı meselesi haline geldi.
Kurultayda şaibe iddiaları olabilir. Elbette incelenir. Hukuk varsa bunun yolu da vardır. Ama siyasetin en tehlikeli tarafı, hukukun bazen siyasi hesaplaşmaların aparatı gibi görünmeye başlamasıdır. İnsanların aklındaki soru da tam olarak bu:
“Sandıkta çözülemeyen meseleler mahkeme salonlarında mı çözülecek?”
Bugün vatandaşın önemli bir kısmı bu tartışmayı hukuk diliyle değil, başka bir hisle izliyor: güvensizlikle.
Çünkü ülkede uzun süredir insanlar seçim sonuçlarına değil, sonuçların sonradan nasıl değiştirileceğine dair senaryolara alıştı. Kaybeden tarafın hemen “şaibe”, “iptal”, “geçersiz” tartışmalarına sarılması artık kimseye sürpriz gelmiyor.
Oysa demokrasi biraz da sonucu kabullenme olgunluğudur.
CHP’nin yıllardır en büyük iddiası “demokrasi” oldu. Şimdi kendi içindeki liderlik kavgasının mahkeme kararlarıyla şekillenmesi, partiye en büyük zararı dışarıdan değil içeriden veriyor. Çünkü seçmen şunu görüyor:
Memleketi yönetmeye talip olanlar, önce kendi partisindeki krizi yönetemiyor. Bir kesimde böyle görünmesini ve olmasını istiyor. Bunun için de bütün tuşlara basılıyor. Aksini iddia edemeyiz, olanları sesli söyleyemiyoruz sadece.
Ve işin en yorucu tarafı şu:
Bu ülkede siyaset artık vatandaşın hayatını iyileştirmek için değil, koltuğu korumak için yapılıyor hissi büyüyor.
Pazarda fiyatlar konuşulurken ekranlarda delegeler konuşuluyor.
Gençler gelecek planı yapamazken siyasetçiler eski hesapları açıyor.
Emekli ay sonunu düşünürken partiler birbirinin meşruiyetini tartışıyor.
Vatandaş ise kenarda oturup aynı soruyu soruyor:
“Bütün bunların benim hayatıma faydası ne?”
Belki de asıl problem burada.
Siyaset artık halkın gündeminden çok, kendi iç savaşlarıyla meşgul.
Ve toplumun siyasete olan inancı bazen büyük ekonomik krizlerle değil, tam da böyle görüntülerle aşınıyor. Çünkü insanlar kavga eden liderlerden çok, çözüm üreten insanlar görmek istiyor.
İdeolojilerin sonu geldi. Sağı solu da kalmadı. Zengin ve fakir arasındaki adaletsizliği konuşalım.
İyi haftalar.
İyi bayramlar.
Yorumlar
Kalan Karakter: